Forum Ana Sayfa
glitter graphics
GÜL-İDİK
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

SEYDA (K.S.) HAZRETLERİ'NİN 63. YILA SIĞAN SÜNNETE MUTABAAT

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Forum Ana Sayfa -> _______ Allah Dosları ve Tasavvuf-i Konular
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Yılmaz
gül-idik owner
gül-idik owner


Kayıt: 29 Nis 2007
Mesajlar: 796
Konum: Türkiye

MesajTarih: 18,11,2008, 21:15:50    Mesaj konusu: SEYDA (K.S.) HAZRETLERİ'NİN 63. YILA SIĞAN SÜNNETE MUTABAAT Alıntıyla Cevap Gönder

SEYDA (K.S.) HAZRETLERİ'NİN 63. YILA SIĞAN SÜNNETE MUTABAAT HAYATI



Seyda Hazretleri (K.S.), Allah (cc)'a giden yolda Sadat-ı Kiram'ın metodunu manevi tasarruflarıyla insanların yüreğine işleyen gönül sultanıdır. O, alışılmışın dışında bir uygulamayla vaazsız, nasihatsız hatta hiç bir konuşmadan etrafında daire ve halka oluşturan Allah (cc) dostu.
Binlerce insanın kafileler halinde Menzil_e gidip Seyda Hazretleri_nin manevi tasarruf şemsiyesi altında daire oluşturması, akıllara durgunluk veren hadisedir. Gerçekten bu durumu ne akılla, ne de ilimle izah edemeyiz, ancak ve ancak şöyle diyebiliriz: Allah (cc) bir kulunu sevdi mi, isterse bütün dünyayı ayağına getirir. Nitekim herşey sevgi ve sevilmek denen iksir içinde gizli...
Seyda Hazretleri etrafında kümelenen kalabalığın sayısına bakmaksızın, Allah (cc)'a giden yolda Sadat-ı Kiram'ın ortaya koyduğu düsturları yaşayarak ve yaşatarak hayırhah daire çiziyordu. Bütün mesele yaşamak ve yaşatmakta...
Tevbe; bu yolda günahlarla esaret zincirine vurulan insanın hürriyete giden yolda ilk kapısıdır. Sadat-ı Kiram'ın kapısında: Gelene gelme, gidene de gitme denilmez. Kapıda engelleyen hiç bir durum gözükmez. 'Ne olursan ol yine gel' sözünün tatbikatı burada...
İşte bu kapıyı aralamanın ilk adımı tevbeyle başlar. Tevbe, esaretten hürriyete kavuşmanın ilk sembolüdür. Bu yolda "Her hayrın başında ve sonunda tevbe ediniz" düsturu esastır. Sadat-ı Kiram daha ilk iş olarak sünnete uygun bir uygulamayı başlatıyor. Zaten Tarikat-ı Aliyye_nin bütün amellerinin başında ve sonunda 25 defa estağfirullah denmesi bunun en bariz delilidir. Gerek Hatme-i Hacegan yaparken, gerek Rabıta_ya dururken ve gerekse günlük virdini çeken sofi huzura hazırlanırken 'estağfirullah' diyerek başlar ve huzurdan ayrılırken de yine 25 defa 'estağfirullah' diyerek, yaptığı amelleri layıkı ile yapamadığının kaygısıyla nedamet duyar.
Bütün bu prensipleri uygulayan sofi, mürşidine daha da muhabbeti artar. Şeyh Ahmed-ül Haznevi (K.S.) şöyle der:
"Muhabbet sofilerin bineğidir"
Muhabbet bu yolun gülüdür. Aşk ve sevgi olmadan hiçbir şey olmaz. Kâinat bile aşk üzerine bina edilmiş. Herşeyin özünde muhabbet ve sevgi vardır. Mürşid-i Kamilden zevk ve muhabbet almanın ana kaidesi de Allah (cc) Resulü'nün (S.A.V.) şeriatına sıkıca sarılmaktır. Seyyid Fevzeddin Hazretleri bu konuda, "Kalbim çalışmıyor, kafam çalışmıyor diyorsanız, elbette çalışmaz. Nefsin hevasına kapıldığımız sürece Allah (cc)'ın muhabbetini gönlümüze yerleştirmek çok zor. Nefsimizi ıslah ederek muhabbet kapılarını açabiliriz. Böylece kalb de çalışır, kafa da çalışır (akl-ı selim)" diyerek, sofilerin muhabbet erleri olmasını ve kuru kalabalık olmaktan sakınmalarını telkin eder. Seyyid Fevzeddin Hz.'leri sözlerine devam ederek şöyle der: "Sofi daima nefsinin zıddını yapmalı. Nefis hevasına kapılmamalı. Bu duruma 'muhalefetulnefs_denir. Nefsin gemini tutmak gerekir. İnsan eğer nefsin gemini tutmazsa onda hayat olmaz. Allah (cc) ile insan arasında en büyük perde nefsidir. O halde nefs perdesini kaldırmak lazım."
Seyda Hazretleri (K.S.), Peygamber soyundan, yani seyyiddir. Maddi veraset bakımından Resul-i Ekrem_in (S.A.V.) otuzuncu göbekten torunudurlar. Evlad-ı Resul olmanın şuuruyla hayatını tanzim eden bir büyük zat idi. Hayatını O_nun (S.A.V.) geçirmiş olduğu hayat serüvenine uydurmaya çalışıyordu. Seyda Hazretleri_nin Sünneti Seniyye_ye ittiba etme gayreti, Allah (cc) Resulü'nün geçirmiş olduğu hayat çizgileri Seyda Hz.'lerinde de tecelli ediyordu. Peygamberlik Allah (cc) Resulü'ne 40 yaşında gelmişti. Seyda Hazretleri_ne de, Gavs-ı Bilvanisi (K.S.)'ın Şeyhi Ahmed-ül Haznevi (K.S.)'nın oğulları ve Şeyh Aladdin_in işaretiyle 40 yaşında halifelik nasib olur. 40 yaş O_nun hayatında dönüm noktası olur. Böylece manevi veraset bakımından altun silsilede 38.nci basamakta yerini alır. Altun silsile Peygamber (S.A.V.)'den günümüze kadar uzanan manevi halka olup, bu zincirin 38.nci durağını Seyda Hz.'leri oluşturur. Seyda (K.S.), manevi halkada yerini aldıktan sonra ömrünün arda kalan 21 yılını irşadla geçirdi. Öyle bir irşad vuku buldu ki, babası Gavs Hazretlerini_nin Seyda Hazretleri için söylediği duayı bize hatırlattı: "İnşAllah (cc) İmam-ı Rabbani Hazretleri_ni geçersin"
Gerçekten de Seyda (K.S.) kırk yaşında halifeliği aldıktan sonra ömrünü Ümmet-i Muhammediye_nin kurtuluşuna adadı. Zamanın iman kurtarma zamanı olan hasebiyle, herkesi şemsiyesinin altına aldı. O_nun dergâhına gelen ister Türk, ister Kürt, ister Laz, ister Çerkez, isterse Gayr-i müslüm olsun aynı halkada "bir" oluyordu. Menzil_in manevi atmosferinde herkes kardeşçe yaşıyordu. Artık etnik kimlikler ayrılık sebebi olmaktan çıkıp gönüller Lafza-i Celal_de (Allah (cc) adı) birleşiyordu. İnsanların ilay-ı kelimetullah iksirinde birbirlerini sevmeleri bütün ayrılıkları bertaraf ediyordu. Hatta çeşitli siyasi kimliğe sahip insanlar bile eski husumet duygularını bir kenara bırakarak, aynı kaba kaşık salarak çorba içiyor, aynı safta namaza duruyor ve Seyda Hz.'lerinin halkasında omuz omuza birlikte huşu işinde Hatme-i Hacegana oturuluyor. İnsanları bu zamanda biraraya getirmek mümkün olmaksızın nasıl oluyor da mevkileri, makamları ve dünyalıkları bir tarafa atılıp aynı iklimde harman oluyor bunu anlamak mümkün değil. Sadat-ı Kiram'ın manevi tasarrufatını tabii ki, akılla izah etmek zor. Bunu ancak yaşayanlar ve iklimi iç dünyalarında hissedenler bilir. Allah (cc) Resulü'nün; "Ne Arabın Acem_e, ne de Acem_in Arab_a üstünlüğü var. Üstünlük takvadadır" sözlerinin tatbikatını Menzil de görüyor ve hissediyoruz. Tevhid yolunda birlikte yaşamanın bütün çizgileri Seyda Hazretleri_nin dairesinde mevcut...
Seyda Hazretleri şehirlerden uzak köyde yaşadı. O, köyü şehire taşımadı aksine, şehir insanlarını, kuş uçmaz kervan geçmez diyebileceğimiz köye Menzil_e tasarruflarıyla çekti. Doğduğu köy Siirt_in Kozluk ilçesine bağlı Siyanus köyü idi. 1930 yılında doğduğu bu köyde iki sene yaşadıktan sonra Baykan ilçesine bağlı Taruni köyüne göç etmişlerdir. 15 yaşına kadar bu köyde hem zahiri hem de manevi ilimler yönünde yetişerek hayatını idame eder. Fakat bu köyde Seyda Hazretleri_ni çocuk yaşta bu kadar ilim bakımından mesafe katetmesine tahammül edemeyenler O_nun bu köyden gitmesine vesile olurlar. Kıskançlık ve tahammülsüzlük önce Seyda Hazretleri_nin çıkmasına daha sonra da babası Gavs Hz.'lerinin köyden uzaklaşmasına sebep oluyor. Seyda Hz.'leri zahiri ilimleri tahsil için hocası Molla Muhyiddin_in yanında 1,5 yıl Havil köyünde ikamet eder. Oradan da Dilibey köyüne. Daha sonraları da Narin ve Nurşin köyüne. Yine burada da Hocası Seydayi Molla Muhyiddin_dir. Sadat-ı Kiram'ın yolunda mutlaka zahiri ilimleri bitirmek mecburiyeti vardır. O_nun için Seyda Hazretleri Çocukluk yaşından itibaren gerek Muhammed Diyauddin (K.S.)'ın torunu Şeyh Muhammed Nasır, gerekse Molla Muhyiddin_in yanında medresede uzun seneler ilim tahsil ederek zahiri ilmini tahsilini bitirip,icazet almıştır. En son hem zahiri hem de manevi ilim icazetini babası Gavs-ı Bilvanisi (K.S.)'den onaylatmıştır. Seyda Hazretleri Narin köyünden sonra Kasrık köyüne hicret eder. Fakat Kasrık öyle bir hal alır ki, ilim taleb edenleri maddeten kaldıramadığı için her bakımdan müsait olan Gadir köyü tercih edilir. Bu arada Seyda (K.S.), 1964 yılında askere gider ve terhis dönüşünde tekrar Gadir_de dergâh hizmetinde koşuşturmaya başlar. Maalesef bir müddet sonra Gadir köyü de Gavs-ı Bilvanisi_yi kabullenememiş, bunun üzerine adına uygun bir şekilde bu köyden gadr (göç) ederek bugün ikamet ettikleri Menzil köyü seçilir. Bir diğer ismi de ismiyle müsemma, Durak köyü... Menzil, bunca hicret hayatı serüveninden sonra en son durak olması bakımından mühim bir yer teşkil eder. Menzil önceleri kıraç bir araziye sahipmiş. Aynı zamanda uğrak bir yer de sayılmaz. Gavs-ı Bilvanisi (K.S.) sofilere işaret ettiği bir yere kazma vurdurarak su çıkartılır. Bu su adeta çorak ve kıraç olan topraklara neşv-ü nema kazandırır. Artık her taraftan bereket fışkırmaya başlayınca, Menzil, gelen misafirleri de kaldıracak güce kavuşur. Gavs'ın işaretiyle su çıkartılan Menzil de, daha sonraları bir sondajda Seyda Hz.'lerinin eliyle gerçekleştirilerek artan kalabalığın ihtiyaçlarını giderir hale gelir. Şimdi Menzilde tarlalar ekiliyor, biçiliyor ve bahçeler sulanıyor. Elde edilen ürünün hasadı değirmene gönderiliyor. Türkiye_nin dört bir tarafından gelen insanlara kazanlarla çorba pişiriliyor ve değirmende öğütülen un ile fırında ekmek yapılarak yediriliyor. Hiç kimseden bir kuruş almadan gelen misafirlere ikram ediliyor. Zaten Sadat-ı Kiram'ın hayatları incelendiğinde dergâhlarda çorba ve ekmek verdikleri görülür. Seyda Hazretleri de yeni birşey icad etmiş değil, sadece uygulanan usulü yirminci asrın doruklarında devamını daha da geliştirerek kıyamete kadar bu güzel geleneği sürdürmeye çabalıyorlar.
1972 yılında Babası Seyyid Abdülhakim el Hüseyni (Gavs-ı Bilvanisi) bu dünyadan göç eder. Zaten hayatları da köyden köye göçle geçmiş... Ve en son göçlerin en güzeli Şeb-i Arus’u, yani 24 Mayıs_da Allah (cc)'a kavuşur. Her nefis ölümü tadacaktır, ilahi fermanı Allah (cc) dostları için Allah (cc)'a kavuşma günü olarak telakki edilir. Seyda Hz.'leri babası nakli mekân etmeden iki yıl önce halifeliği almıştı. Gavs Hazretleri irtihal ettikten sonra 21 yıl sürecek bir irşad hayatı ve çile dönemi başlar. Önceleri küçük bir mekân olan Menzil, ihtiyaca cevab veremez. Bunun üzerine Gavs Hazretleri_nin yaptırdığı camiiyi daha da genişleterek Menzil_i Şah-ı Nakşibendî (K.S.)'nin Kasr-ı Arifan'ı diyebileceğimiz hale getirir.
Seyda Hazretleri_ni bu mekânda da rahat bırakmazlar. Allah (cc) Resulü'nün hayatlarında görülen göç olayı, hem Gavs Hazretleri_nde hem de Seyda Hazretleri_nin yaşantısında olanca hızıyla devam eder. 18 Temmuz 1983 yılında 12 Eylül ihtilalinin acı acı meyveleri Seyda Hazretleri_ne de yansır. Menzil köyünden askerler Gökçeada_ya götürülür. Mecburi ikamete tabii tutulan Seyda Hazretleri üç odalı bir eve yerleştiğinde şu sözleri söylemesi manidardır:
"-Şükredin, bir odamız daha oldu. Şükrümüzü artıralım. Bakın hem geniş bir yerde oturuyoruz, hem bizi koruyan polislerimiz bile var. Bizi her yerden gözetiyorlar..."

Alperen GÜRBÜZER

_________________
Ne idik ne olduk, gül idik solduk, izzet içinde iken zillete düçar olduk, güzellikler içinde iken çirkinliklere razı olduk.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et AIM Adresi Yahoo Messenger MSN Messenger
Yılmaz
gül-idik owner
gül-idik owner


Kayıt: 29 Nis 2007
Mesajlar: 796
Konum: Türkiye

MesajTarih: 18,11,2008, 21:19:15    Mesaj konusu: SEYDA (K.S) HAZRETLERİ'NİN ARDINDAN Alıntıyla Cevap Gönder

SEYDA (K.S) HAZRETLERİ'NİN ARDINDAN



Seyda Hazretleri Gökçeada_da geçirdiği sürgün hayatında zaman zaman romatizma ağrıları için girdikleri kuma bakarak; "Medine_nin kumları" demesi Allah (cc) Resulü'nün, Mekke_den Medine_ye göçünü özetleyen söz oluyor. Hem de Seyda Hazretlerinin Peygamberimiz_e yürekten bağlılığını ortaya koyuyordu.
Başbakan Özal zamanında özel gayretleriyle Seyda Hazretleri_nin ferdi hastalıklarının muayenesi için Ankara Gülhane Hastanesi_nde tedavisi gerçekleştirilir. Doktorlar, Ankara_da ikamet edilmesine dair heyet raporu verince de Gökçeada_dan tekrar yeni bir hicret daha vuku bulur.
Evren_in anılarından da anlaşıldığı gibi, Özal, Kenan Evren_den Seyda Hz.'lerinin sürgün cezasının kaldırılmasını ister. Evren, 'Midem Bulandı' diyor. Turgut Özal bu durumu şöyle değerlendirir:
"-O dönemde birçok kişi yargılanmadan cezalandırılıyordu, adı geçen zat da onlardan biriydi. Gökçeada_da mecburi ikamete tabi tutulmuştu, hem de hiçbir sorgulama geçirmeden."
Gökçeada, Ankara derken dönüş Menzil_e... Dönüşleri de bir bambaşka. Hasretlik öyle yüreğine işlemiş ki ilk iş, Gavs Hazretleri_nin merkadını ziyaret, şükür namazı ve ardından Mevlud...
Hicret dönüşünden sonraki yıllar irşad halkası daha da genişler.
Gökçeada ve Ankara dönüşünden sonra irşad dairesi daha da genişleyerek fetih yıllarını andıran günlere geçiliyordu. Medeniyetin zirveye çıkmasından rahatsızlık duyan birtakım mahfiller harekete geçerek ziyaret etmek için Menzil_e gelen sofilerin arasına birini sızdırarak el öpme anında zehirli iğneyi eline saplattırdılar. Bayram kalabalığından istifade ederek bu olayı işleyen kişiyi Seyda Hazretleri affeder. Allah (cc) dostlarının hayatlarında kızmak denilen hadise olmaz. O_da tıpkı Resulullah (S.A.V.)'ın Haydar fethinin müteakibinde bir ziyafet sofrasında sunulan zehirli eti birazcık ısırması gibi hadisenin ardından affettiği benzer durumu, 20.nci asrın sonlarında bir başka değişik biçimini yaşayarak bir sünneti daha icra etti.. Allah (cc) Resulü'ne de vefatlarında iki yıl önce bu zehir olayı olmuştu. Seyda Hazretleri_ne de.
Seyda Hz.'lerinin gerek sürgün hayatı, gerek eline zehir şırınga edilmesi olayı ve gerekse ferdi hastalıkları O_nu irşaddan alıkoyamadı. Bilakis, irşad dairesi dalga dalga fethi andırır tarzda büyüdü. Bir ara Menzil_den göz ameliyatı için Ankara_ya teşrif ettiler. Daha sonraki yıllarda romatizma ağrıları için Afyon_da Jeotermal kaplıcalarında tedavi ve istirahat için geldiklerinde bile bir an olsun irşaddan geri durmadılar. Hatta Afyon dönüşü yol duraklarında bile Sadat-ı Kiram'ın emanetini taliblilere veriyordu. Vefatına sayılı günler kala, herkesi şaşırtırcasına Afyon_da hutbe irad etmeleri ilginçtir. Çünkü Seyda Hz.'lerinin irşad faaliyetlerinden fırsat bulup da sohbet edecek vakti olamıyordu.
Belki, bu sohbet O_nun artık aramızdan ayrılmasının işaretiydi. Fakat zihinler
o an şaşkın ve bu durumu çözecek basiretten acizdi. Öyle ki, Seyda Hazretleri_nin veda konuşmasının son cümlelerinde;"... Sofiler ayakta çok beklediler. O_nun için sohbetime bu arada ara veriyorum. Cuma_ya kadar inşAllah (cc) eve gideceğim. Allah (cc) hepimizi affetsin..." diyor ve hiç bir sofi "Cuma_ya evimizde olacağım" sözünden 'ölüm'ü akla getiremiyordu.
Evet, gerçekten de Seyda Hz.leri Cuma_ya evine gidiyor ama bu dünyadan ve sofilerden ayrılarak Allah (cc)'a kavuşuyor. Cuma ve 63 yaşında Allah (cc)'a yürümesi O_nun için Şeb-i Arus oluyor. Ardından binlerce sofi gözyaşları içinde O_nu son yolculuğuna uğurluyor. Ve o anda Seyyid Fevzeddin Hz.'leri devreye giriyor ve sofileri teskin etmeye çağırıyor:
"-Ağlamayın, Allah (cc) Resulü'ne ne yapıldıysa, babama da o yapılacak..."
Seyda Hz.'leri Pursaklar camiinde cenazesi yıkandıktan sonra tabuta konuluyor. Sofilerin omuzunda otobüsün üst kısmında koltukların üzerine konularak Menzil_e defnedilmek için, kafileler eşliğinde yola çıkılıyor. Seyda Hz.'leri son yolculuğunda da yalnız değildi. Bir anda Türkiye_nin dört bir yanından yol boyunca çevre illerden gelen arabaların da iştirakiyle 20 km_yi aşkın uzun kuyruklar oluşturan vasıtalar Menzil_e geldiğinde adeta mahşer görünümü veriyordu.
Cenaze namazı ve tekrar omuzlarda Gavs Hz.'lerinin yanına defnediliyor. Resulullah (S.A.V.)'ın "Âlimin ölümü âlemin göçü" sözleri gönüllerde yankı buldu.
Seyda Hz.'lerinden ayrılmanın hüznünü yaşayan sofilerin iç dünyasını dile getiren şu mısralar Hasan Kılıçatan'ın söylediği ilahisinde mana kazanıyordu:
Resulüllah'ın torunu
Ceddin Muhammed Nebi
Dertlerin dermanıydın
Sen Gönüller Tabibi
Zühd vera teslimiyet
Nice sırlar sahibi
Bıraktın bizleri
Ağlattın Seydam...
Mevlanaca Gel dedin
Yunusca sevgi dedin
Sevgi ile insanları daima birleştirdin
Ayırmadan hiç kimseyi Hak yola davet ettin.
Karanlıklar içindeydim bir zamanlar ben de
Işık tuttun yoluma olgunlaştım sayende
Bataklıklar içindeydim çiçek oldum sayende
Bıraktın bizleri ağlattın Seyda.
Seydam Seydam Seydam
Ağlattın bizleri mübarek Seydam... Seyda Hazretleri_nin cenazesinde yediden yetmişe herkes ağlıyor ve gözyaşlarının akmasına mani olamıyordu.
O şimdi babası Gavs Hazretleri_nin merkad makamının bulunduğu kabrinin yanında. O sofilerden ayrıldı ama bizden hayırlılara kavuştu. Sadat-ı Kiram'ın toplandığı dar-ı bekaya, intikal eyledi. O artık Allah (cc)'a kavuştu. Ömrü boyunca sünnetinden taviz vermediği ve yaşantısında sünneti ölçü aldığı Allah (cc) Resulü'ne vasıl oldu, Hz.Ebubekir (R.A.)'a, Ömer'ül Faruk (R.A.)'a, Hz.Ali (K.V.)'e ve Şah-ı Nakşibendî (K.S.), İmam-ı Rabbani (K.S.) gibi bir dizi Allah (cc) dostlarına kavuştu. Kelimenin tam anlamıyla, Seyda Hz.'leri Şeb-i Arus_a yürüdüler...
O_nun vefatı dünyanın geçiciliğini, asıl kalıcılığın ebedi hayat olduğunu tekrar hatırlattı. Seyyid Fevzeddin Hz.'lerinin cenaze namazını müteakiben ağlayan sofilere:
"-Resulullah'ın ölümü sırasında Hz.Ebubekir Efendimiz, ağlayan müslümanlara dönerek, 'kim Resulullah_a tapıyorsa, o ölümlüdür ve ölmüştür. Kim Allah (cc)'a tapıyorsa o diridir' demiştir. Aynı şeyi şimdi biz tekrarlıyoruz. Seydamız Allah (cc)'ın rahmetine kavuşmuştur. Biz O_na değil, kendimize ağlıyalım. Onun yolundan gidelim. Kurmuş olduğu o evi yaşatalım. Kendimize merkez edinelim. Kendini geride bırakan ölmez buyruluyor. O ilmiyle kendini geride bıraktı ve ölmedi. O_na karşı iki görevimiz var. İlki O_nun yolunu takib etmek. O seviyeye nasıl çıkmışsa biz de aynı yolu takib ederek o seviyeye çıkmaya çalışmalıyız. Seyda Hazretleri: "Arkamdan bol bol Kur_an-ı Kerim okuyun buyuruyordu. Bizler de arkasından bol bol Kur_an-ı Kerim okuyalım." diyerek yüreklere su serper...

_________________
Ne idik ne olduk, gül idik solduk, izzet içinde iken zillete düçar olduk, güzellikler içinde iken çirkinliklere razı olduk.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et AIM Adresi Yahoo Messenger MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Forum Ana Sayfa -> _______ Allah Dosları ve Tasavvuf-i Konular Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



Yukarıda göstertilen REKLAM pencereleri bizim siteye ait degildir,duyurulur

Arama Özelliği

FORUM İÇİ ARAMA



Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.243