Forum Ana Sayfa
Image Hosted by ImageShack.us
Dünya sevgisi, insanın kalbinden imanın tadını çıkarır
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

DUA EDERKEN ELLERİ BİRLEŞTİRMEK VE TERS ÇEVİRMEK

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Forum Ana Sayfa -> _______ İlmihal & Fıkıh
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
sümer
Uzman gül-üye
Uzman gül-üye


Kayıt: 19 Ağu 2007
Mesajlar: 115
Konum: KIRIKKALE

MesajTarih: 27,12,2008, 15:26:30    Mesaj konusu: DUA EDERKEN ELLERİ BİRLEŞTİRMEK VE TERS ÇEVİRMEK Alıntıyla Cevap Gönder

Dua ederken avuçların birleşmesi uygun mudur?

Zamanımızda iki avucunu birleştirip duâ ediyorlar. Ve:“İki avucun birleşip duâ edileceğine” dair; Osmanlı Yayınevi_nin yayınlamış olduğu «Duâ'nın Adabı ve Bir Sünnetin İhyası» isimli mecmuada kaynak gösteriyoruz diye, Sahîh-i Buhâri, Sünen-i Tirmizî, Sünen-i Ebû Dâvûd ve Riyazü's-Sâlihin_den fotokopisini çekip yayınladıkları hepsi aynı hadîs-i şerîf:

“Aişe (Radiyallahu anhu)'den rivâyete göre şöyle demiştir:

- Nebi (Sallallahu aleyhi vesellem), her gece yatağına geldiği zaman iki elini birleştirerek bunlara nefes etmeye başlayıp, Gulhuvallahü Ehad, Gul Euzü bi-Rabbil-Felak ve Gul Euzü bi-Rabbin-Nas sûrelerini okurdu. (Ellerine üflerdi) Sonra iki eli ile vücudunda elinin yetiştiği yerleri sıvazlardı. Elleri ile başını, yüzünü, vücudunun ön kısmını mesh etmeye başlardı. (Sonra vücudunun arka tarafını mesh ederdi.) Ve böyle okuyup üfleyerek vücudunu mesh etmeyi üç defa tekrarlardı.”[51]



Bu hadîs-i şerîf ayrı ayrı imiş gibi, ayrı ayrı hadîs-i şerîf olarak yazıyorlar. Hepsi de aynı bir hadîsdir.

Biz de hadîs kitaplarında bu hadîs-i şerîfi bulduk. Baktık ki o kadar hadîs, delil var dedikleri; bir tek Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in yatağında yatacağı zaman iki avucunu birleştirip, onlara Muavvezeteyn_i okuyup üfürür vücudunda elinin yetiştiği yerlere sürmüştür. Bu duâ değil, yatarken avucuna okuyup, vücuduna sürmesidir. Duâ ile hiç bir alakası yoktur.



Yine aynı mecmuanın sayfa 7_de İhyâu 'Ulûmi_d-Dîn, Cild 1, Sayfa: 880_den aldığı kaynak hadîsin bir paragraf üzerinde ise; Enes (Radiyallahu anhu)'den edilen rivâyette şöyle deniliyor:

"Rasûl-ü Ekrem (Sallallahu aleyhi vesellem) duâ ettiği zaman koltuk altı görülünceye kadar ellerini kaldırır ve duâda parmakları ile işaret etmezdi." yazmaktadır.

Bunlar, el tutuş şekillerini mecmuada resimler ve fotoğraflar ile göstererek yazıyorlar. Fotoğrafta gösterilenler Suudi Arabistan Krallarının ve Humeyni_nin, onların yanındakilerin resimlerini çekmiş. Onları misal getiriyor. İşte müslüman âleminin hepsi böyle duâ ediyor, diyor. Halbuki biz Ehl-i Sünnetiz. Ehl-i sünnetin yaptığına bakarız. Bunlarsa Şii ve Vehhabi beşinci mezhebtir. Bizim mezhebimize göre itikadda ehl-i sünnet birdir. Amelde dört mezhebtir. Şafiî, Mâliki, Hanbeli, Hanefî'dir. Bunun dışındakilerin hepsi Fırka-i dâlle, beşinci mezhebtir.



(Râmûz-ul Ehâdîs, «30. Bölüm», Hadîs No: 107)

“[Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)] Bir şiddetle karşılaşıpta duâ ettiği zaman ellerini koltuk altlarının beyazı görününceye kadar kaldırırdı.”



İki avucunu birbirine birleştirip elini havaya kaldırma ile koltuğunun altının beyazının görünmesine imkân yok. Bu hadîsten anlaşılıyor ki, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) duâ ederken iki elini iki yana açıp ellerini de havaya kaldırınca koltuğunun altının beyazı görünüyor. Diğer bir hadîs-i şerîf_te de:



(Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 8, Hadîs No: 1228)

“İbn-i Abbas (Radiyallahu anhu)'den rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) Bedir günü…:

- Ya Rabbi! (Peygamberlerine yardım edeceğin hakkındaki) ahdini ve (zafer) vaadini (yerine getirmeyi) Sen_den isterim. Allah (cc)'ım! Eğer (mü'minlerin helâkini) diliyorsan bu günden sonra Sana ibadet eden bulunmayacaktır. (Rasûlullah ellerini yukarı kaldırarak bu duâsına arkasından ridası düşünceye kadar devam etmiştir. Ebû Bekir ridasını alıp omuzlarına koymuş ve arkasında beklemiştir.... (İlâ Ahir).”



Yine iki el birleşip duâ edilirse ridası omuzundan düşmez. Çünkü ellerini havaya kaldıramaz ki ridası düşsün. İki elini iki yana açarsa ve ellerini havaya kaldırırsa Rıda-ı şerîfi o zaman düşer.



(İbn-i Abidin, Cild 2, s.301)

“Ellerini göğsü hizasında gök yüzüne doğru açar.”

İbn-i Abbas_tan Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın böyle yaptığı rivâyet olunmuştur. Bunu KİNYE sahibi tefsir Semman_dan nakletmiştir. İmam Ebûl-Kasım Semerkandî'nin müstahlis adlı eserinde ki beyanatı buna aykırı değildir. Orada şöyle denilmiştir:

“Duâ adabından biride kıbleye karşı durarak ellerini koltuklarının beyazı görününceye kadar kaldırmaktır.” Çünkü Semerkandî'nin sözünü mübalağa haline didinme ve fazla ihtimam göstermeye hamletmek mümkündür. Nitekim yağmur duâsında böyle yapılır. Ta ki menfaat umuma raci olsun. Buradaki başka yerlere hamledilir.



* * *



Bir kimse, bana:

- İki elinin avuç içlerini birbirine yapıştırır gibi tutarak duâ etmek hristiyanların; iki avucunu suya açar gibi tutarak duâ etmek mecusilerin (putperestlerin); iki elini iki yana açarak duâ etmek müslümanların adetidir, diyorlar. Doğru mudur? diye sordu. Ben:

- Evet, dedim. Çünkü iki elinin avucunun içini birbirine birleştirmek ile avuç açıp yan yana tutma aynıdır. Hiç bunların birinin birine muhalefetliği yok. Halbuki Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem): “Müşriklere (her hal ve hareketinizde) muhalefet ediniz (ve onlara benzemeyiniz)”[52] buyuruyor.



(Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 12, Hadîs No: 1956)

“Ebû Hüreyre (Radiyallahu anhu)'den Nebi (Sallallahu aleyhi vesellem)'nin:

- Ashab'ım! Yahudiler, hıristiyanlar sakallarını boyamazlar. Siz onlara muhalefet ediniz. (Kına ile boyayınız)! buyurduğu rivâyet olunmuştur.”



Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) muhalefeti hem yapmamızı emrediyor, hem de kendisi muhalefet yapıyor.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in muhalefet edin dediğine göre avucumuzu birleştirmek değil iki elimizi iki yana açmamız lazım. O zaman muhalefet olur. İki el birleşmiş veya bitiştirilmiş üst kısmı açılmış aynıdır.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) gibi duâ yapanlara muhalefet ederek karşı çıktıklarına göre anlaşılıyor ki, sünnet-i Rasûlullah_tan çok çok uzaklar. Muhalefetten de kaçınmıyorlar. Onlar avucunu birbirine birleştirir, sen de serçe parmaklarını birleştirir ve üst tarafını açarsan muhalefet etmek değil, aynı onun benzeri olmuyor mu? Muhalefet yapmak için, iki avucunu yana ve yukarı doğru kaldırırsan hem koltuğunun altının beyazı görünür hem onlara muhalefet yapmış olursun, hem de sünnet yerini bulur.



Yine aynı mecmuanın sayfa 8_de «Duâ-i Rehbet_te ellerin dışı yüze tutulur» diye yazıyor. Bu söz de yanlıştır.



(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 10, Hadîs No: 3866)

“…İbn-i Abbas (Radiyallahu anhu)'den rivâyet edildiğine göre; Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Allah (cc)'a duâ ettiği zaman ellerinin içlerini (O_na) açarak duâ et. Ve ellerinin ters yüzünü havaya kaldırarak duâ etme. Sonra duânı bitirince ellerini yüzüne sür.”[53]



(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 5, Hadîs No: 1485)

“…Abdullah b. Abbas (Radiyallahu anhu) Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın şöyle buyurduğunu haber vermiştir:

- Duvarlara örtü asmayınız, kardeşinin kitabına onun izni olmadan bakan, ancak ateşe bakmış olur. Allah (cc)'tan avuçlarınızın içi ile isteyiniz, dışları ile istemeyiniz. Duâyı bitirince avuçlarınızı yüzlerinize sürünüz.”[54]





Duâlarda elleri açık duâ ederken afat ismi gelince elin sırtının çevrilmesi uygun mudur ?

Bazı kimseler duâlarda elleri açık duâ ederken afat ismi gelince ellerinin sırtını çeviriyor, ellerini silkiyor, guya o afatı yere düşürüyor gibi duâ ediyorlar. Bu yanlıştır. Aklen yapmadır. Arş-ı A_lâ'dan sevap senin namına yedi kat gökleri geçsin, gelsin atmosferi geçsin, dünyaya gelsin. Dünyada senin olduğun eve gelsin, oturduğun evinde tavanını dinlemeyip senin avucunun içine düşsün. Bunu Allahu Teâlâ'dan başkası yapamaz. Allahu Teâlâ'nın bu vergisini kimse engelleyemez. Elinin sırtını çevirmek, geri düzeltmek, haşa Allahu Teâlâ senin avucunun içine düşenin yere düşmesini yapmayacak veya yapamayacak da sen onu elinin sırtını çevirme ile mi yapacaksın? Bizim bildiğimiz Kur'ân âyettir. Her âyeti şifadır. Söylediğin söz afatta olsa onu Allahu Teâlâ şifaya çevirir. Senin namına verir. Kesinlikle Allahu Teâlâ'ya hiç bir şey için acizlik ispat edilmez. Kur' ân-ı Kerim_de Allahu Teâlâ: “Zerre kadar hayır, zerre kadar şer araya gitmez.”[55] buyuruyor. Elinin sırtını içe çevirmekle gelecek belâlar önlenmez. Avucunu çevirmemen ile de o afat seni bulmaz. Ancak niyet bozulursa Allahu Teâlâ gadaplanır, belâ gelir.

Kula belâ gelmez kul azmayınca,

Kul kaderini görmez Hakk yazmayınca.



Yukarıdaki hadîste de elinin sırtını çevirme diyor. Misâl de: Babası evlâdına çok iyi bir şey verecek ama evlad bilmeyerek kötüsünü almak istiyor. Babanın oğluna kötüsünü aldırmasına imkân var mı?

Ashâb-ı Kehf iman etti, kaçtı gitti bir mağaraya yattı. En yüksek makamı kazandı. Bunlar Allah (cc)'tan korktukları ve Allah (cc) korkusundan vezirliği yani bakanlığı terkedip mağaraya yatmaları, bunların en çok bir kaç saat yolculukları bu kadar Allahu Teâlâ yanında büyük derece aldırıyor. Siz de Allahu Teâlâ için her şeyinizden geçerseniz. Allahu Teâlâ size balya ile verir. Yani bunların sevabı elma ile armut gibi olmaz demek istiyor.



(Sûre-i Mü'min, Âyet 60)

“Rabb_iniz (şöyle) buyurdu:

- Bana duâ edin, size icabet edeyim…(İlâ Ahir)”



(Sûre-i İbrahim, Âyet 7)

“Şükrederseniz nimetimi, küfrederseniz azabımı arttırırım.”



(Muhtar'ül-Ehadîsin Nebeviyye, Hadîs No: 7, s.659)

“Ebû Hüreyre (Radiyallahu anhu)'den; Nebi (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Allahu Teâlâ'nın yüz rahmeti vardır. Onun bir tanesini; cin, insan, hayvan ve haşerelere taksim etti. Onunla şefkat gösterir ve onunla merhamet duygusuna sahib olurlar. Vahşi hayvanın yavrusuna şefkâti onunladır.

Allahu Teâlâ doksan dokuz rahmetini geri bıraktı; kıyamet günü kullarına onunla rahmet edecektir.”



Demek ki Allahu Teâlâ'nın rahmeti bu dünyada bütün mahlûkata taksim olunmuş. Âhirette bunların yüz misli rahmeti vardır. Bu kadar rahmeti bol olursa ondan isteyeceğimizi elimizin sırtını çevirerek değil avucumuzu açarak istememiz lazımdır.

Çok merhametli babadan evladı bir şey isterse avucunu açarak mı ister, elinin tersi ile mi ister. Bu babanın merhametinin yüz binlerce misli Allahu Teâlâ'da olursa ki o da hadîs-i şerîf_le sabittir. Neden elinin tersini çevirsin. Bir adamdan çocuğu elinin tersini çevirerek, korkarak isterse yanında bulunan adam: “Sen ne kadar merhametsizsin, çocuğu korkutmuşsun” demez mi? Allahu Teâlâ'nın merhameti bu hadîs-i şerîfe göre onunkinin milyonlarca misli çoktur. Neden elinin tersini çevirsin. Evladına, yavrusuna merhamet etmeyen ne bir insan, ne bir hayvan, ne de bir yaratık var. Bazı hayvanlar aç kalırsa yavrusunu yer. Bu da binde bir çıkar. O da aç kalırsa yapıyor. Allahu Teâlâ'da ise haşa sümme haşa her şey onun emrinde böyle noksan sıfatlardan, aç kalmadan münezzehtir. Allahu Teâlâ bunların hepsinin milyonlarca misli merhametlidir.

Ellerinin dışını çevirerek hiç kimseden bir şey istemek var mı ki Allahu Teâlâ'dan elinin tersini çevirerek isteyeceksin.

Ayıbları örtmek, günahları bağışlamak hatta ve hatta günahları sevaba tebdil etmek Allahu Teâlâ'nın şanındandır.



(Sûre-i Furkan, Âyet 70)

Meâl_i: “Yalnız tevbe ederse, hakkı ile de amel-i salih işlerse onun günahlarını affetmeden başka günahlarını sevaba çeviririm.”



Biz, Allahu Teâlâ'nın aff ve mağfiretini bu dünyada, ümmetine karşı en fazla merhametli olan Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'den daha merhametli olduğunu biliyoruz. Âhirette bunun yüz misli şöyle ki, “günahları sevaba çeviririm,” buyuruyor.

Elini açıp duâ etmek korkmamak değildir. Hem elini açar duâ eder, hem Allahu Teâlâ'dan en fazla korkar. Allahu Teâlâ'nın gadabına uğrayan kişi yüzbin sefer elinin tersini çevirse yine o gadaba uğrar. Allahu Teâlâ gösterişe, görünüşe bakmaz.



(Sûre-i Yunus, Âyet 62)

Meâl_i: “İyi bilin ki Allah (cc)'ın dostlarına (veli kullarına) hiç korku yoktur ve onlar üzülmeyecekler de.”



Elinin dışını çevirmek korkmak değildir. Allahu Teâlâ korkmamamızı emrediyor. Emrini yapıp, nehyinden sakındıktan sonra korku, elem, keder, onlar için yoktur. Yani bir tek Allahu Teâlâ'nın gadabına uğrar mıyım diye korkar. Emretiğini yapmamaya; nehyettiğini (yasakladığını) de yapmaya korkar.

Bizce öyledir ki, çok sevdiği bir şeyi; “Babam bana verecek” diye çocuk elini uzatır. Allahu Teâlâ babanın evlad üzerine şefkatinden daha fazla şefkatlidir. En merhametli adamdan Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) merhametlidir. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'den Allahu Teâlâ çok çok daha merhametlidir. O_ndan korkmak demek elinin tersini çevirmek değil, emirlerini tutmamaktan, nehiylerinden sakınmamaktan korkmak ve Allahu Teâlâ'dan umudu büyük ummamız lazımdır.

Tasavvuf_ta en mühim olup üzerinde durulacakları sayarken:

Azim: Tarikata ilk girdiğinden ömrünün sonuna kadar azimli olup çalışmak.

Bir çocuk mektepte zayıf alır, onları kurtarmaya çalışır. İkmale (bütünlemeye) kalır, devamsızlığı olur yine de azimle usanmadan, yılmadan çalışırsa hepsini yener, sınıfını geçer. Azim yok ise sınıfta kalır.

Diğer bir deyimle istikâmetini bozmamak. Askerlikte istikâmet felan yer marş marş der, asker koşar, yıkılır kalkar yine koşar. Yorulur, yürür, sâî gayret eder; yürüdüğü yerde yorgunluğunu alır. Yine koşar. Verilen istikâmete yetişir. Buna tasavvufta azim ile amel denir. Amel dörttür:



1- Fetva ile amel;

2- Ruhsat ile amel;

Bunlar avam-ı Nas'ındır.



3- Takva ile amel. Bu Has'ındır.

4- Azim ile amel. Bu Has'ül-Has'ındır.



Bizim de fetva, ruhsat ile değil, takva ve azim ile amel etmemiz lazımdır. Nesîmi Hz.'ni, Mansur Hz.'ni ve Şeyh Muhiddin-i Arabi Hz.'ni astılar, kestiler, derisini yüzdüler. Onları azimlerinden bir milim geri durduramadılar. Duâ da böyle olmalıdır.





Hınsır-bınsır (parmakları birbirine bağlamak); Duâ-i Rehbet (elinin tersini çevirmek) duâ çeşidiymiş. Bunların hiç birisi hadîs değildir. Âyetsiz, hadîssiz, edille-i şeriyye_ye uymayan söz kabul edilmez.

Bu söylediklerim âyet, hadîs, icma-i Ümmet ve kıyası fukahadır. Bunların hepsine Edille-i Şer_iyye denir. Ben bunlarla delil getiriyorum. O biride hınsır-bınsır, duâyı rehbet ile delil getiriyor. Bunların hiç birisi âyet, hadîs değil, uydurma sözdür, bid'âttır. Edille-i şer_iyye_ye uygun âyet, hadîs, icma-i ümmet ve kıyası fukaha ile söylenilen söz bir çocuğun ağzından çıksa da kabul edilir.

Bunlarla delil getirmeyen Şeyh_ul-İslâm, Diyânet reisi ve benzeri her kimin ağzından çıkarsa çıksın, kabul edilmez. Edille-i Şer_iyye en başta;

1- Kitap (Kur_an-ı Kerim).

2- Sünnet (Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi veselem)'in yaptıkları ve sözleri).

3- İcma-i Ümmet: Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)' in vefatından sonra müctehid sahabelerin itikadî ve amelî bir meselede hepsinin fikir birliğine varmalarıdır.

Meselâ: Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in vefatından sonra Ravza-i Mutahhara_nın genişletilmesine hep birlikte karar vermeleri.

Murtadların harbinde ashâbın ileri gelenleri toplanır, fikirlerini söylerler. En son halife Ebû Bekir (Radiyallahu anhu) hangi tarafın fikrini beğenirse ona karar verirdi.

4- Kıyas-ı Fukaha: Fıkıh âlimlerinin fıkıh hakkında açıkca âyet ve hadîs bulunmayan meselelere dair, üzerine âyet ve hadîse en yakın olan benzerlerine göre âlimler tarafından verilen hükümdür.

Yukarıda sayılan üçün hiç birisi ile değil; şu zamandaki âlimlerin o hususta verdikleri fetvayı, bunların hepsinden üstün görüyorlar. Halbuki, kıyas-ı fukaha_dan icma-i ümmet üstündür. İcma-i Ümmetten sünnet üstündür. Sünnetten de âyet üstündür.

1- Kitab (Kur'ân-ı Kerim)'a göre; İki avucunu suya açan gibi olmayın.[56]

2- Sünnet; Koltuklarının beyazı görününceye ve sırtından ridası düşünceye kadar duâ etmesi.[57]

3- Bu hadîsleri sahâbelerin söyleyip yazdırdıklarına göre İcma-i Ümmette vardır.

4- Bir tek Kıyas-ı Fukaha_da; Duâ iki avucunu açıp duâ etmektir, diyor. Yine Kıyas-ı Fukaha Semerkandi_nin rivâyetinde de ellerini yukarı kaldırma vardır. Dolayısıyla başka duâlarda da olabilir.

Bizim hınsırla-bınsırla işimiz yok. Allahu Teâlâ Kur'ân-ı Kerim_de: “İki avucunu suya açan gibi duâ etmeyin” diye işaret ediyor. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) omuzundan rıdası düşünceye kadar ve koltuklarının altının beyazı görününceye kadar ellerini havaya kaldırdığı aşikârdır. İşte Allahu Teâlâ'nın kelâmı âyet, işte Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in yaptığı hadîs-i şerîf_tir.

Biz de yatakta yatacağımız zaman iki avucumuzu birleştirir. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in Muavvezeteyn_i (Gul euzu bi Rabb_il-Felâk, Gul euzu bi Rabb_in-Nas'ı) okuyup avucuna üfürüp, vücuduna sürdüğü gibi sürer, yaparız. Vücuduna elleri sürmek için yapılandır. Duâyı ise biraz evvel yazdığımız Allahu Teâlâ'nın Kur'ân-ı Kerim_de nehyettiğini değil Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in hadîs-i şerîf_te gösterdiği, söylediği açıdan yaparız.


* * *


Bir hocaya:

- Duâda niçin iki avucunu birleştirip, avucunu çukur tutuyorsun? diye sorulunca Hoca şöyle cevap verir:

- Gökten bir elma düşşe, avucunu açar mı tutarsın, yoksa avucunu çukur mu tutarsın? Biz de sevap elma gibi avucumuza düşsün diye avucumuzu böyle tutuyoruz, dediğini söylediler. Ben dedim ki:

- Düşenin muhakkak bir elma gibi olduğu belli mi? Ya bir balya düştü ise onu avuçlarını açar mı tutarsın? Avuçlarını birleştirip mi tutarsın? Muhakkak ki kollarını iki yana açar öyle tutarsın. Bazı kimseler çok ibadetle az bir sevap kazanırlar. Bazı kimseler de normal bir ibadetle çok sevap kazanır. Çok ibadet yapar az dua eder, o biri de az ibadet yapar çok dua eder.



(Sûre-i Ra_d, Âyet 14)

Meâl_i: “Hak duâ ancak Allah (cc)'a yapılır. Ondan başka duâ ettikleri şeyler, onların isteklerini hiçbir şeyle karşılamazlar. (Onların karşılaması) ancak (kuyu başında durup su) ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir. (Suyu avuçlayıp ağzına koymadıktan sonra) su onun ağzına girecek değildir. Kâfirlerin duâsı böylece boşa gitmiştir.”



Bu âyette birinci: Duâların hepsinin Allahu Teâlâ için yapılacağını arada, vesile, vasıta kim olursa olsun herhangi bir ziyarette herhangi bir büyük zatta kalbine alıp ettiğin duâ sırf onu vesile, vasıta yapmak içindir. Ağzından çıkan kelime ne olursa olsun. Allahu Teâlâ kalbinin içine bakar.

İkinci: Duâda suya karşı iki avucunu açmayı, Allahu Teâlâ küffârların adetine benzetiyor. Her ne surette olursa olsun, Allahu Teâlâ'nın emrine muhaliftir. Caiz değildir.



(Sahîh-i Buhari Tecrîd-i Sarîh, Cild 12, Hadîs No: 2183)

“Ebû Hüreyre (Radiyallahu anhu)'den rivâyete göre; Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: Aziz ve Celil olan Allahu Teâlâ buyurur ki:

- Ben kulumun beni sanısı (zannı) yanındayım. (İradem kulumun beni anlayışına göre taallûk eder.) Kulum beni zikrettiği zaman muhakkak onunla beraber olurum. O beni gönlünde gizlice zikrederse, ben de onu bu sûretle zikrederim. Eğer o beni bir cemaat içinde zikrederse, ben de onu o cemaat etrafından daha hayırlı bir cemiyet içinde zikrederim. O kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. Kulum bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak varırım. ”[59]



"Beni kulum nasıl zannederse öyle bulur. Bana inancına göre muamele ederim.” Sen, Allah (cc) dediğin zaman Allah (cc) senden ayrı değildir. Seninle beraberdir. “Kul beni gizlide zikrederse, ben de onu büyük meclislerde tanıtırım, zikrederim. Herkes ondan bahseder.”



Yine Allahu Teâlâ buyuruyor ki: “Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kulum bana bir kulaç yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim.” buyuruyor. Allahu Teâla yaklaşmadan gelmeden, gitmeden, koşmadan münezzehtir. O kulumu o kadar çok severim onun müşküllerini o derece hallederim demektir. Allahu Teâlâ bir insana çok az bir tecelli etse iki cihana sultan eder.

Yazıldı Hakk'ın ayatlarıdır cümle âlem,

İçinde Âdem oldu ism-i A_zam.

Diyen Kur'ân_a mahlûk oldu kâfir,

Ki nâtık biledir lafz ile her dem.

Sen bildin mi kimsin cân-ı âlem,

Yarattı Hakk seni gayet mükerrem.

Vücud_un Kâ'besidir kâinatın

Hakikat ilmi sen de zemzem

Sücud etmediğiyçün sana iblis

Takıldı tavk-ı lânet ana ol dem

Gönül ayinesinin sil gubârın

Tecelli ede ol zât-ı muazzam

Bilirsen Seyfi kendin Hakk'ı bildin

Budur ben bildiğim vallahü a_lem.

Seyyid NİZAMOĞLU



Bu yaptığım hayırda, kıldığım namazda elma gibi sevap var derse öyle olur. Balya gibi sevap var derse öyle zannederse öyle olur. Hatta bu sevap balyaları üst üstüne Arş-ı A_lâ'ya kadar dizilir, öyle verir diye cidden inanırsan öyle verir. Biz cömertlerin cömerdi, merhametlilerin merhametlisi, zenginlerin zengini, kayırıcıların en fazla kayıranı olan Cenâb-ı Hakk Teâlâ Hazretlerinden niçin az umalım? Niçin az zannedelim? Niçin az isteyelim?



(Sûre-i Bakara, Âyet 261)

Meâl_i: “Allah (cc) yolunda mallarını harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir dane gibidir ki, her başakta yüz dane vardır. Allah (cc) dilediğine daha da fazla verir, Allah (cc) geniştir her şeyi bilir.”



Âyette de aynısını söylüyor. Bankaya yatırılan paraya bire yarım faiz veriliyor. Allahu Teâlâ bire on, yüzbin, iki milyon vereceğini vaad ediyor.

Bankanın verdiği para haram, Allahu Teâlâ'nın vereceği helâl. Faiz alan müslüman, haram olan yarımı tercih ediyor da; bu yarıma karşı iki bini tercih etmiyor.

Seyyid Ahmed-ür Rıfâi Hazretleri camide namaz kılıyor. Dışarı çıkınca Hoca:

- Sen hiç çalışmıyorsun? Ne yeyip ne içiyorsun? deyince Hocaya:

- Senin arkanda kıldığım namazı iade edeyim de ondan sonra sana cevap veririm, der. Ve namazı iade eder, gelir.

- Sen Razzâk-u âlem olan Allahu Teâlâ'nın herkesin rızkını vereceğine inanmıyorsun. Allahu Teâlâ her şeye kadîrdir, der.

[51]- Kütüb-i Sitte, Cild 7, Hadîs No: 1821; Buhâri, Fedâilu_l-Kur'ân 14, Tıbb 39, Daavat12; Müslim, Selâm 50 (2192); Ebû Dâvûd, Tıbb 19 (3902); Tirmizî, Daavat 21 (3399); Muvatta, Ayn 15 (2, 942).

[52]- Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 12, Hadîs No: 1955.

[53]- Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 5, Hadîs No: 1485; Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 594; Sünen-i Tirmizî, Cild 6, Hadîs No: 3608.

[54]- Sünen-i Tirmizî, Cild 6, Hadîs No: 3608; Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 10; Hadîs No: 3866; Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 594.

[55]- Sûre-i Zilzal, Âyet 7-8.

[56]- Sûre-i Raad, Âyet 14.

[57]- Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 8, Hadîs No: 1228; İhyâu 'Ulûmi_d-Dîn, Cild 1, Hadîs No: 963, s.880; Râmûz-ul Ehâdîs (30.Bölüm), Hadîs No: 107; Müslim de rivâyet etmiştir.

[58]- Envâr-ül Aşıkîn, s.271.

[59]- Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 4076.
Alıntı:
ZUHURATİ BİLALİ-İ NADİR


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


_________________
******HACI SÜMER*******
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
gül-idik
gül-idik owner
gül-idik owner


Kayıt: 29 Nis 2007
Mesajlar: 890
Konum: Türkiye

MesajTarih: 27,12,2008, 22:45:05    Mesaj konusu: cvb Alıntıyla Cevap Gönder

bilgilendirme için Allah (cc) razı olsun hacı kardeşim. sanırım bazı kişi veya kişiler nasıl gördüler ise o şekil üzere dua ederken ellerini birleştiriyor veya ellerini tersine çeviriyor.yani çogu kardeşimiz etrefına bakınıyor ve etrafındaki insanları taklit ediyor.bilselerki resullah efendimizi taklit etseler veya enazından araştırarak dogru bilgilere ulaşırlar.


benim dua ederken ellerimi tutuş şeklim avuç içleri yokarı bakacak şekilde ve omuz hizasında ve iki yana açılmış ve sag elin işaret parmagı düzgün bir şekilde ve diger parmaklar ve avucum hafiften bükük şekilde ve en önemlisi başım yere egilmiş bir şekilde mahcup hane bir şekilde dua ederim.

seni tekrar aramıza görmek çok güzel, yazılarının devam etmesi dilegi ile dua ve selametle

_________________
Ne idik ne olduk, gül idik solduk, izzet içinde iken zillete düçar olduk, güzellikler içinde iken çirkinliklere razı olduk.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et AIM Adresi MSN Messenger
sümer
Uzman gül-üye
Uzman gül-üye


Kayıt: 19 Ağu 2007
Mesajlar: 115
Konum: KIRIKKALE

MesajTarih: 28,12,2008, 18:37:26    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

sürekli katkıda bulunamasam da ben hala bu sitenin bi üyesiyim ara sıra uğrar yazarım sen de Allaha emanet ol yılmaz abi

_________________
******HACI SÜMER*******
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
gül-idik
gül-idik owner
gül-idik owner


Kayıt: 29 Nis 2007
Mesajlar: 890
Konum: Türkiye

MesajTarih: 30,12,2008, 14:25:24    Mesaj konusu: cvb Alıntıyla Cevap Gönder

hacı sümer yazmış:
sürekli katkıda bulunamasam da ben hala bu sitenin bi üyesiyim ara sıra uğrar yazarım sen de Allaha emanet ol yılmaz abi



Allah (cc) razı olsun temennilerin için

bilgileri paylaşmak çok güzeldir ve bu paylaşım sonunda senin yazdıklarını okuyan kardeşlerin bir Allah (cc) razı olsun demeleri senin hanene yazılacak sevaplar bakımından çok önemlidir.

dua ve selametle

_________________
Ne idik ne olduk, gül idik solduk, izzet içinde iken zillete düçar olduk, güzellikler içinde iken çirkinliklere razı olduk.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et AIM Adresi MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Forum Ana Sayfa -> _______ İlmihal & Fıkıh Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



Yukarıda göstertilen REKLAM pencereleri bizim siteye ait degildir,duyurulur



Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.094