Kalk Yâ Hamza!
Vahşi_nin mızrağı ıslık çalarak devam ediyor yoluna. Zaman tünelinde kara bir yılan. Akıyor ve Vahşi_yi özel isimlikten çıkarıp cins isim yapıyor durmadan. Özgürlük vaadiyle kandırılmıştı Cubeyr bin Mut_im_in kölesi. Bir heykel gibi soluk almadan beklemişti kayanın ardında. Özgürlük heykeli, kölelerine acaba ne vaat etti etti ki hâlâ Bağdat'ın, Beyrut_un, Şam'ın, Gazze_nin üzerinden geçiyor mızrak. Altında parçalanmış ciğerler, oyulmuş gözler, kesilmiş kulaklar ve koparılmış burunlar var. Vahşinin mızrağı yüzyıllardır havada. Şekli ve rengi değişse de ıslığı şeytan ıslığı. İnsanları topluyor başına ve onlara diyor ki: " Lütfen sessizlik!"
Bedir_de iki ordu karşı karşıya geldi. Şeytan'ın üç askeri bir adım öne çıkarak hasım istediler Hakk'ın savaşçılarından. Ensar_dan üç genç fırladıysa da, şeytanın askerleri kibirle reddettiler: " Ey Muhammed! Dengimizi karşımıza çıkar!" Birden sessizlik kapladı meydanı. Birden sadece nefes alıp verişleri duyulur oldu kim varsa Bedir_de. Birden Son Peygamber üç arslanı cenge çağırdı: "Kalk yâ Ubeyde! Kalk yâ Hamza! Kalk yâ Ali!" Üç arslan kükreyerek savurdular yelelerini. Hz. Hamza ve Hz. Ali bir vuruşta hasımlarını yere serdiler. Sonra yardımına koştular ayağı kopmuş Ubeyde_nin. Düşmanını cehenneme gönderip kan kaybeden arkadaşlarını Hz. Peygamber_in yanına taşıdılar. " Ey Allah (cc)'ın elçisi şehit miyim ben?" diye sordu Ubeyde. "Evet, şehitsin!" dedi Hz. Peygamber ve onu Firdevs Cenneti_yle müjdeledi. Ubeyde_nin yüzü aydınlandı sevinçle. Hz. Hamza göğsünde bir devekuşu kanadı, ölümü işaret ede dursun Allah (cc) düşmanlarına, o şehâdet coşkusuyla şiirler okudu savaş boyunca. Bedir dönüşü zafer ilâhileriyle taktı şehitlik tacını. Ve tarihe kayıt düşenler, esirlerden Ümeyye bin Halef_le Abdurrahman bin Avf arasında şu konuşmanın cereyan ettiğini bildirdiler:
Bedir Günü göğsüne devekuşu kanadını nişan olarak takan o adam kimdi?
Hz. Peygamber_in amcası Hamza bin Abdulmuttalib!
Başımıza bu felaketleri getiren işte odur!
Vahşi_nin mızrağı ıslık çalarak devam ediyor yoluna. Her şey bu yolculuk sırasında olup bitiyor. Bedir Günü'nden sekiz sene önce bir av dönüşünde Abdullah bin Cüd'ân'ın hizmetçisiyle karşılaşıyor Hamza. Ondan Hz.Muhammed(s.a.v.)'in hakarete uğrayıp tartaklandığını haber alıyor. O merhametli yeğeni, sütkardeşi ve dostu Muhammed_e yapılıyor bunlar ha! Ok gibi fırlıyor Hamza haberi duyduğunda. Haberi dinleyip uyumuyor yorgunluğunu atmak için. Ebu Cehil_i bulup öfkeyle indiriyor yayı başına ve haykırıyor: " İşte ben de Muhammed_in dinini benimsiyorum. Cesareti olan varsa gelsin dövüşelim!" O sırada Müslümanlar Hz. Peygamber_le beraber Erkam'ın evindeler. Hamza_nın Müslüman olduğunu duyar duymaz tekbir getiriyorlar. Bu kahramana kim karşı çıkabilir! Bir kardeş gerekiyor artık ona Mekke_de. Rasulullah Zeyd b. Hârise_yle kardeş olduğunu ilan ediyor. Ne güzel bir kardeşlik! Savaşa giderken Zeyd_i mirasçı kılıyor malına Hamza. Elinde Peygamber_in sancağı, Otuz kişilik bir kuvvetle, Kureyş Kervanı'nı koruyan üç yüz kişilik süvari birliğine korku salıyor. Sîfulbahr Seferi_ni Ebvâ ve Züluşeyre seferleri izliyor. Hz. Peygamber_in sancağı hep Hamza_nın elinde.
Vahşi_nin mızrağı ıslık çalarak devam ediyor yoluna. Bedir güneşi gözlerini alıyor Yahudilerin. " Siz savaştan anlamayan adamlarla çarpıştınız!"diyorlar, değişen dengelerden rahatsız. Fırsat arıyorlar Müslümanlarla savaşmak için. Halbuki anlaşmaları var. Hz. Muhammed Medine_ye gelir gelmez bir anlaşma yapmıştı onlarla. O halde kışkırtılmalı Müslümanlar. Nasıl mı? Kaynuka Pazarı'nda alışveriş eden bir Müslüman kadın kurban seçilerek. İşte Yahudi kuyumcu dükkanına gelen Müslüman kadının eteğini açıyor. İşte tacize uğrayan kadın yardım istiyor çığlıklar atıp. İşte oradan geçen bir Müslüman imdada koşup Yahudiyi öldürüyor. İşte Yahudiler yardıma gelen Müslümanı öldürüyorlar. İşte öldürülen Müslümanın akrabaları Hz. Peygamber_den yardım istiyor. İşte Allah (cc)'ın elçisi, Yahudileri anlaşmayı yenilemeye çağırıyor. İşte Yahudiler Hz. Peygamber_in isteğini Müslümanların güçsüzlüğüne yorup reddediyorlar. İşte Son Peygamber beyaz sancağını veriyor Hz. Hamza_ya. İşte Hamza Yahudileri teslim alıyor.
Vahşi_nin mızrağı ıslık çalarak devam ediyor yoluna. Uhud Savaşı öncesi tartışıyor Müslümanlar. Savunma mı yapmalı Medine_de, savaşmalı mı şehirden çıkıp? Hz. Hamza Allah (cc)'ın elçisine ikinci şıkkı tercih ettiğini söylüyor. Ve tercihini cesaretiyle süslüyor sonra. Bir, iki, üç, dört, beş... otuz; Hamza kafirleri avlıyor. Bir, iki, üç, dört, beş... Otuz; Hamza kâfirleri biçiyor. Fakat fecri kâzip yanıltıyor Müslüman okçuları. Güneşin doğduğunu sanıp yerlerini terk ediyorlar. Hz. Peygamber_in uyarısını unutup ganimet peşine düşüyorlar. Ve birden değişiyor dengesi harbin. Baskına uğruyor Müslümanlar. Tepelere doğru dağılmaya başlıyorlar. Olanlar karşısında yakarıyor rabbine Hz. Hamza: "Ben Allah (cc) ve Rasûlü'nin arslanıyım! Müslümanların şu hallerinden dolayı sana sığınırım Allah (cc)'ım, affet!" Bozgunda bile pes etmiyor. Bir, iki, üç, dört, beş... Otuz; yaklaştırmıyor kimseyi yanına.
Vahşi_nin mızrağı ıslık çalarak devam ediyor yoluna. Yoluna devam eden biri daha var: Hz. Hamza. Sonunda iki yol kesişiyor. Allah (cc)'ım ne manzara! Mızrak göğsünü deliyor Hamza_nın. Kendisine özgürlük vaat edilen köle ciğerini söküyor arslanın ve Hind adlı bir köpeğe veriyor çiğnemesi için. Hind doymuyor. Arslan kulağından bir kolye takmak istiyor boynuna, arslan burnundan bir bilezik, arslan gözlerinden halhal. Ah! Manzarayı gördüğünde yüreği dayanmıyor Rasulullah'ın! Gözyaşları süzülürken: " Hiç kimse senin kadar musibete uğramamıştır ve uğramayacaktır. Benim için bundan daha büyük bir musibet olamaz. Ey Rasululllah'ın amcası Hamza! Ey Allah (cc) ve Rasûlü'nün arslanı Hamza! Ey Hayırlar işleyen Hamza! Ey Rasulullah'ın koruyucusu Hamza! Allah (cc) sana rahmet etsin! Eğer yas tutmak gerekseydi, sana yas tutardım!"diyor. O sırada uzaktan bir kadının tozu dumana katarak yaklaştığını görüyor Nebî. Hz. Hamza_nın kızkardeşi Safiyye bu! "Annene söyle geri dönsün. Kardeşinin cesedini görmesin!" diyor, Zübeyr b. Avvam_a. Zübeyr yolunu kesiyor annesinin. Safiyye, razı olmuyor. "Onun başına gelenler Allah (cc) yolunda başına gelmiştir. Biz Allah (cc) yolunda bundan daha beterine de razıyız. Sevabını Allah (cc)'tan bekleyeceğiz. İnşAllah (cc) sabredip katlanacağız." Safiyye, Hz. Hamza_nın başına geldi. Ağabeyini gözyaşlarının arkasından seyretti son kez. "İnna lillah ve inna ileyhi râciûn" sözleri döküldü dudağından. Sonra sessizce ağlamaya devam etti. Onu gören Hz. Peygamber ve Hz. Fâtıma da gözyaşlarıyla katıldılar hıçkırıklara. Bu öyle bir tabloydu ki çok geçmeden bir melek dahil oldu içine: Cebrail Aleyhisselam. Bir haber getirdi o büyük melek. Göklerde, " Allah (cc) VE RESÛLÜ'NÜN ARSLANI HAMZA!" yazdığını bildirdi Hz. Peygamber_e.
Vahşi_nin mızrağı ıslık çalarak devam ediyor yoluna. Hz. Peygamber sesleniyor Medine_den: " EY HAMZA KALK!"