Forum Ana Sayfa
Image Hosted by ImageShack.us
Dünya sevgisi, insanın kalbinden imanın tadını çıkarır
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

TASAVVUF

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Forum Ana Sayfa -> _______ Allah Dosları ve Tasavvuf-i Konular
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
SeLSeBiL
gül-idik modaretör
gül-idik modaretör


Kayıt: 06 May 2007
Mesajlar: 328
Konum: KeRVaNSaRaY

MesajTarih: 14,07,2007, 12:33:39    Mesaj konusu: TASAVVUF Alıntıyla Cevap Gönder

TASAVVUF İLMİ VE SUFİLER

Sufiler inanç konusunda hadisçiler ve fakihlerle aynı görüşü paylaşan, onların ilimlerini benimseyerek onların esaslarına karşı çıkmayan kimselerdir. Çünkü sufiler, bid’atlerden ve nefsin kölesi olmaktan kaçınan, güzel örneğe bağlı ve ona uymaya hazır, her türlü bilgide fakih ve muhaddislerle ortak görüşlere sahiptirler. Sufilerden bilgi ve anlayışta muhaddis ve fakihlerin derecesine ulaşamamış olanlar, ahkam-ı şer’iyye ve hudud-u islamiyye konusunda karşılaştıkları müşkillerin halli için mutlaka muhaddis ve fakihlere başvururlar. Alimlerin icma ettikleri konuda sufilerde icma ederler. Ulemanın ihtilaf ettiği konularda ise sufiler, ihtiyatlı olmak için en güzel, en evla ve en mükemmel olanı seçerler ki böylece Allah (cc)’ın kullarına emrettiği şeyi yüceltmiş, nehyettiğinden de sakınmış olurlar.



“SUFİ” ADI NEREDEN GELİYOR?

Sufilerin diğer ilim erbabından farklı ilk özellikleri, farzları yerine getirmekten ve haramlardan kaçınmaktan başka malayani denilen boş ve anlamsız meşguliyetleri terk etmek, maksadları ile aralarına giren her türlü alakadan sakınmaktır. Onların Allah (cc)’dan başka gaye ve maksadları yoktur. Sufilerin bundan başka muhtelif adabları vardır. İşte bunlardan bazıları: “Dünya nimetinin azına kanaat etmek; zaruri olan yani olmazsa olmaz ölçüsündeki bir azıkla yetinmek, zaruri olan giyim-kuşam, yiyecek ve istirahat imkanını sağlayacak bir şeyle iktifa etmek, iradi olarak fakirliği zenginliğe tercih etmek, aza koşup çoktan kaçmak, açlığı tokluğa tercih, üstünlük ve büyüklüğe rağbet etmemek, itibar ve makamda feragat gösterebilmek, yaratıklara şefkat ve merhamet, büyük-küçük herkese tevazu, ihtiyaç anında bile başkalarını kendine tercih etmek (isar), dünyaya dalanlara aldırış etmemek, Allah (cc) hakkında daima hüsn-ü zan sahibi olmak, taate koşarken ve hayırda yarışırken daima ihlas üzere bulunmak, her şeyden kesilip Allah (cc)’a yönelmek, O’nun kazasına rıza, belasına sabır göstererek nefsindir.” Buyurmuştur.

Hz. Peygamberimiz (sav) tasavvufla alakalı başka bir takım hadislerinde de şöyle buyurmaktadır:

1-”Ümmetimin içinde ilham ve keşfe mazhar (mükellem-muhaddes) bazı insanlar vardır. Ömer’de bunlardan biridir.”

2-”Nice yüzü gözü tozlu, saçları dağınık, kılık kıyafeti eski kimseler vardır ki, Allah (cc) adına yemin ederler, Allah (cc) onların yeminlerini kabul eder. Bera b. Aziz onlardandır.”

3-”Ümmetiminden bir zata vardır ki onun şefaati sayesinde Rebia ve Mudar kabilesi kadar insan cennete girecek tir.” Bu zat Üveys Karani’dir.

4-”Ümmetimden Kur’an okuduğunda huşu duyan kimseler görürsün. Talk b. Habib bunlardan biridir.”

5-”Ümmetimden yetmiş bin kişi hesap görmeden cennete girecektir.” Ashab sordu: “Onlar kimlerdir Ya Rasulullah ?” Cevaben buyurdular: “Afsun ve dağlama gibi işlerle meşgul olmadan Rablarına dayanıp güvenenlerdir.”

Tasavvuf Allah (cc)’ın dostlarının gönlüne kelam-ı ilahisini anlamak, hitab-ı ilahisinden hüküm çıkarmak üzere açtığı bir keşf ve ilham ilimidir.



“SUFİ” ADI NEREDEN GELİYOR?

Sufiler sadece bir ilimde teferrüd etmiş, sadece bir makam ve hale bürünmüş kimseler değildir. Aksine onlar bütün manevi ilimlerin kaynağı, halleri barınağı, eskilerin ahlakının mazharıdırlar. Onlar mahiyet-i ilahiyye sayesinde bir halden bir hale intikal etmede ve daima daha iyi ve güzele koşmadadırlar. Halleri böyle değişken olan ve devamlı ilerleyen kimselerin bu hallerden sadece birinin adıyla anılması uygun olmaz. Onları sadece bir hal ve makamla kayıtlamamak için bu hallerden biriyle isimlendirmekten kaçınmalıyız. Şayet onları içinde bulundukları en etkili hal, makam ilim ve ahlaka izafe ederek isimlendirecek olursak, her zaman ayrı bir isimle adlandırmamız gerekirdi. Bu olmayacağına göre onları giydikleri şeye izafe ederek sufiyye adıyla adlandırıyoruz. Çünkü suf (yün) giymek nebilerin adeti, peygamberlerin ve asfiyanın şiarıdır.

Allah (cc) Teala hazretleri İsa(as.)‘ın ashabını giydikleri beyaz elbiseye nisbetle “Havariler” diye yad etmiştir. Allah (cc) Teala onları sahip oldukları ilim, davranış ya da hal ile anmak yerine bu adla anmayı tercih etmiştir. Sufilerin durumu da aynıdır. Sufiler zahir libasına nisbetle bu adı almış, büründükleri bir hal ve ilimle anılmamışlardır.



BAZI TASAVVUF TARİFLERİ

Muhammed b. Ali Kessab: “Tasavvuf, seçkin bir toplulukla birlikte seçkin bir adamdan güzel bir zamanda zuhur eden güzel ahlaktır.”

Semnun: “Tasavvuf hiçbir şeyin sana, seninde hiçbir şeye malik olmamandır”.Amr b. Osman Mekki: “ Tasavvuf kulun içinde bulunduğu vaktin gereğine göre, o an ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaktır.”



SUFİ KELİMESİNİN ANLAMI

Abdulvahid b. Zeyd: “Üzüntü ve tasalarını akılları ile çözen, kalpleri ile onlardan uzaklaşan, nefislerinin şerrinden Efendilerine sığınanlardır.”

Zünnun Mısri’sen: “Onlar o kimselerdir ki Allah (cc)’ı herşeye tercih ederler. Allah (cc) da onları herşeye tercih eder.”

Sufi kelimesinin aslı “Safevi”dir. Telaffuz zorluğu sebebiyle safevi, sufi olmuştur. Bir de bunlardan başka tasavvufun şu tarifleri yapılabilir.

İlmi Tarif: Tasavvuf kalplerin kirlerden temizlenmesi, yaratıklara karşı güzel muamele, şer’i meselelerde Allah (cc) Resulu’ne tabi olmaktır.

Hakikat Lisanıyla Tarif: Mülkiyet ve varlık iddiasından uzaklaşmak, göklerin yaratıcısına bağlanarak beşeri sıfatların esaretinde kurtulmaktır.

Marifet aslında bir Hakk vergisidir. Ma’rifet nardır, iman nurdur. Ma’rifet vecddir, iman ihsan-ı ilahidir. Mü’min ile arif arasındaki fark şudur: Mü’min Allah (cc)’ın nuruyla bakar, arif ise Allah (cc) ile nazar eder. Mü’minin kalbi vardır. Arifin yoktur. Mü’minin kalbi zikr-i ilahi ile mutmain olur. Arif ise Allah (cc)’dan başkasından itminan duymaz. Ma’rifet üç çeşittir.

1-Ma’rifet-i ikrar (söylenen ma’rifet)

2-Ma’rifet-i hakikat (gerçek ma’rifet)

3-Ma’rifet-i müşahede

Zahidler üç tabakadır:

1-Mübtediler: Elinde avucunda bir malı olmayan elinde bulunmayan malın sevgisi gönlünde yer tutmayanlar.

2-Tahkik Ehli: Dünyanın tamamından nefsen ait hazları tektir. İşte bu tahkik ehlinin zühdüdür.

3-İstiğna Ehli: Bu grupta yer alanlar, “dünyanın tamamı kendi mülkleri olsa, bundan dolayı ahirette herhangi bir sualle karşılaşmayacak ve Allah (cc) nezdinde kendilerine ayrılan ecirden de bir eksilme olmayacak” olsa bile yine zühd içinde yaşarlar.



Tevekkül üç çeşittir:

1-Mü’minlerin Tevekkülü: Tevekkül, ubudiyette bedeni devreden çıkarıp kalbi rububiyete bağlamak mikdar-ı kafi şeyle yetinmektedir. Böyleleri verilince şükreder, verilmeyince kadere olan rızaları sebebiyle sabreder.

2-Havasın Tevekkülü: Allah (cc)’a bir sebep ve vasıta ile tevekkül eden kimse, tevekkülünü Allah (cc)’a, Allah (cc) ile ve Allah (cc) için yapıp sebeplere bağlanmadan mütevekkil olmadıkça gerçek tevekkül ehli sayılmaz.

3-Havassü’l-havasın Tevekkülü: Tevekkül, olmadan (keynuyet) önceki gibi, senin varlığının Allah (cc)’a aid olmasıdır. Bu taktirde Allah (cc) Teala da daima senin için olur.

“Onların yüzlerinde sevinç ve mutluluğun sevincini görürsün.” Yani ehli cennet, cennet nimetleri sebebiyle yüzlerinde meydana gelen sevinç hanesinden tanınır. Bu ehli cennet arasında kendilerine has kılınan nimetlerden dolayı ebrar için böylesine bir şerbetin sunulacağı anlaşılmaktadır. Tesnim sadece mukarreblerin içtiği bir kaynaktır. Ebrarın içkisi olan rahik-ı mahtum, bunlardan bir karışım taşıdığı için ehli cennetin diğer içeceklerine üstün sayılmıştır.

Kitap ve sünnete uyma konusunda insanlar üç kısımdır:

1-Ruhsat, mübah, tevil ve genişlik yolunu tutanlar.

2-Farz, sünnet, dini had ve ahkam bilgisine bağlananlar.

3-Farz ve sünnet konusunu sağlamlaştırdıktan sonra, dini ahkamda hiçbir cehaleti kalmayan, bunlara ilaveten hal, amal, ahlak ve yüce duygulara gönlünü bağlayan, hukukun gerçeklerini araştıran sıdk ve tahkik ehli kimseler.

TASAVVUFTA ADAB

Allah (cc) Teala buyurur. “ Ey iman edenler, canlarınızı ve ehlinizi (çoluk-çocuğunuzu) cehennem azabından koruyunuz.” İbn Abbas bu ayete şöyle der: “Çoluk-çocuğunuzu eğiterek; edeple yetiştirerek onlara cehennemden kurtulmayı öğretin.” Efendimiz (sav) “Hiçbir baba evladına edepten daha değerli bir armağan veremez.” “Beni Rabbim terbiye etti ve edebimi güzel yaptı.” Buyurmuştur. Hasan-ı Basrı’de: “Önce dinde ince kavrayış (tefakkuh) lazımdır. Çünkü böyle bir anlayış, taliplerin kalplerini cezbeder. Sonra dünyaya karşı zahid davranmak, çünkü bu da insanı Allah (cc)’a yaklaştırır. Son olarak da Allah (cc)’ın kul üzerindeki hakkını bilmek. Bu da kamil manada bir imanı içine alır.”

_________________
YA RABB'İ!MUSİBETLER VERDİN SABREDEMEDİM,NİMETLER VERDİN ŞÜKREDEMEDİM.ŞÜKREDEMEDİM DİYE NİMETLERİNİ GERİ ALMADIN!SABREDEMEDİM DİYE MUSİBETİNİ DAİMİ KILMADIN.
SENDEN HEP LÜTUF GELİYOR BENDEN TAKDİRSİZLİK VE İSYAN
AFFET&AFFET
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Forum Ana Sayfa -> _______ Allah Dosları ve Tasavvuf-i Konular Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



Yukarıda göstertilen REKLAM pencereleri bizim siteye ait degildir,duyurulur



Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.034