Kayıt: 29 Nis 2007 Mesajlar: 77 Konum: Türkiye'de bir yer
Tarih: 08,05,2007, 16:15:42 Mesaj konusu: Sigara üzerine yazılan yorumlar
Sigara haram değildir :?:
Sual: Bir tasavvuf kitabında, (kahve, tütün, tömbeki, esrar, şaraptan daha kemdir) deniyor. Kahve, tütün, şaraptan daha kötü nasıl olabilir?
CEVAP
Kitaptaki ifadelerde bir nakil hatası olabilir. İstanbul Üniversitesi yayınlarından Gıda Kimyası kitabında deniyor ki:
(Çaydaki tein ile, eskiden ayrı bir alkaloit olarak kabul edilen Kafeinin aynı olduğu tespit edildi. Çayda %2,5-3, kahvede ise %1,3 oranında kafein bulunur.
Kafein, zihni açar, kan dolaşımını artırır, vücuda sıcaklık verir, yorgunluğu giderir, sindirimi kolaylaştırır. Fazlası sinir sistemi üzerinde etki yapar. Kalb hastalıklarında, sinirleri zayıf insanlarda ve çocuklarda az miktar kahve bile fena etki yapabilir.) [s. 658]
Çaydaki kafein, kahvedekinden iki misli fazladır. Kahvedeki kafeine haram denirse, çaydakine de haram denmesi gerekir. Çoğu zarar veren şeyin, zarar verecek miktarını kullanmamalıdır! Vücuda zarar verecek kadar çok yemek de haramdır. Bazı gıdalar, bazı hastalara zararlıdır. Vücuda zarar verdiği bilinen şeyleri kullanmak doğru değildir. Bir kimseye kahve ve çayın fazlası zarar veriyorsa az içmeli, azı da zarar veriyorsa hiç içmemelidir! Hastaya haram olan bir şey, sağlama da haramdır denmez. İmam-ı Münavi hazretleri, Camius-sagir şerhinde kahve içmenin haram ve mekruh olmadığını bildirmiştir. (Hadika s.143)
Çay ve kahvedeki kafein, tütündeki nikotin, fazla alınırsa elbette zararlı olur. Çoğu zarar veren mubah bir şeyin, zarar vermeyen az miktarının kullanılması haram değildir. Alkollü içkilerin ise, hiç zarar vermese de, damlası haramdır. İmam-ı Nevevi hazretleri buyuruyor ki:
Sıvı içkilerin azı da haramdır. Esrarın sarhoş etmeyen miktarını ilaç olarak kullanmak caizdir. (Mühezzeb)
Afyonun da sarhoş etmeyen az miktarı haram değildir. (Feth-ur-rahim s.30)
İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki:
Afyon ve diğer zehirli otların alınan çok miktarları haramdır, fakat az miktarlarını ilaç olarak kullanmak caizdir. (Zevacir)
Uyuşturucu benc otu mubahtır. Bununla sarhoş olmak haramdır. (D.Muhtar c.3, s.166)
İbni Abidin hazretleri, bunu açıklarken buyuruyor ki:
Benc otunu ilaç olarak kullanmak caizdir. Sarhoş edici miktarı caiz değildir. (Çoğu sarhoş edenin azı da haram olur) hadis-i şerifi sıvı içkilere mahsustur. Zehirli bitkileri ve sarhoş edici katı ilaçları az miktarda kullanmak haram olmaz. (R. Muhtar c.5, s.295)
Ali Echuri hazretleri, (Tütün içmek aklı giderir veya nafaka temininin terkine sebep olursa, haram olur. Böyle bir durum olmazsa haram olmaz) buyuruyor. (Gâyet-ül-beyan)
Bursalı İsmail Hakkı hazretleri, ilk yazdığı kitaplarında, tütüne haram diyordu. Çünkü zamanın padişahınca tütün yasaklanmış, içene ceza veriliyordu.
Tütüne israf yönünden hiçbir âlim haram dememiştir. Fakirin su yerine meşrubat içmesi israftır, fakat alıştığı için çay, kahve veya tütün içmesi israf olmaz.
Şafii âlimlerinin çoğu, sigaraya tenzihen mekruh dedi. Hanefi’de, soğan sarmısak gibi, tenzihen mekruhtur. (Tahtavi)
Büyük bir âlim, mubah olan bir şeyi yasaklarsa, talebelerinin itaat ederek, o şeyi kullanmamaları gerekir. Fakat bu herkese şamil edilemez.
Sigara ve iman
Sual: Bir yazar, web sitesindeki yazısında mesajlar kısmında diyor ki:
(Sigara içen biri, sigaranın beynine ve dolayısıyla ahiretine zarar vermekte ve kendine zulmetmekte olduğuna imanlı mıdır? İmandan amaç, imanın gereği olan amel midir? İmanın gereği olan amel yoksa, iman mevcut olabilir mi? Sigara içen biri, “ben sigaranın zararlarına iman ediyorum” dese dahi, böyle bir imanı var mıdır? O zarara iman etmiş biri sigaraya devam edebilir mi? Ediyorsa, o konuda imanı hâlâ var olabilir mi? “İman ehlinden, mümine bilerek zarar gelmez” diyor Hz. Rasul. Eğer çevremize veya kendimize bilerek zarar veriyorsak, bu durumda ne kadar imanlı olabiliriz? Buhari 2144 nolu hadise göre zina en hafif günahlardandır; iki kişi arasında kalması ve beyne direkt zararı olmaması yönünden! Ama sigara kişinin hem kendisine hem de çevresine bilerek zulmetmesidir ki, bu zinadan çok daha büyük günahtır. Öyleyse, ister sigara yollu, ister başka fiillerle kendisine veya çevresine bilerek zarar veren kişinin imanından ne kadar söz edilebilir?)
Bu kişi, iman amelden parça demek istemiyor mu? Nasıl oluyor da (sigara, zinadan daha büyük günah) diyebiliyor?
CEVAP
O kişi, felsefecidir. Kitaplarının hiç birisinde İslam âlimlerinden nakli esas almaz. Yukarıda görüldüğü gibi hadis-i şeriflere de, kendi anlayışına göre mana verir. Bu mutezilenin, felsefecilerin yoludur. Sigara hakkında İslam âlimlerinin ciltler dolusu kitapları vardır. Hiç birisinden nakil yapmadan kendi görüşünü din gibi ortaya koymaktadır. Sigara içmenin, yani amelin iman ile irtibatı olduğunu bildirmektedir. Halbuki Ehl-i sünnet itikadına göre, hangi günah olursa olsun, günah işleyene kâfir denmez. Günah işleyene kâfir demek, İngilizlerin kurduğu Vehhabilik dininde de vardır. Hâşâ günah işleyen kâfir denirse, dünyada müslüman kalmaz.
_________________
Sigara ve saygısızlık
Sual: Felsefeci bir hoca, (Sigaranın haram olduğuna dair en büyük delil şudur. Sen Resulullahın huzurunda sigara içebilir misin?) diyor. Sonra kendisi cevap veriyor, (İçemezsin, içersen saygısızlık olacağı için küfür bile olur. O halde, Resulullahın huzurunda içilmeyen bu mereti Allah (cc)(c.c.)’ın huzurunda nasıl içersin?) diyor. Hocanın sözü doğru değil mi?
CEVAP
Çok yanlış bir kıyas. Peygamber efendimizin huzurunda yapılamayan ve Allah (cc)(c.c.)’ın huzurunda yapılmasında mahzur olmayan çok şey vardır. Mesela bir kimse, Resulullahın huzurunda hela ihtiyacını yapamaz, eşi ile beraber olamaz. Ama bunları Allah (cc)(c.c.)’ın huzurunda yapmak günah olmaz. Çünkü Allah (cc)(c.c.)ü teâlânın görmediği yer yoktur. Bunun için sigaraya bir delile dayanmadan haram demek çok veballi bir iştir. Çünkü meşhur olan helale haram, harama helal demek küfür olur.
----------------------
Tütün içmek haram mı?
Sual: Tütün, sigara içmek haram mıdır? İslam âlimleri bu konuda ne bildirmişlerdir?
CEVAP
Dürr-ül-muhtar kitabının beşinci cildinde buyuruluyor ki:
Hanefi âlim İbni Nüceymi Mısri, Eşbah kitabında diyor ki:
Âyet-i kerimede ve hadis-i şeriflerde haram olduğu bildirilmeyen şeyler, aslı üzere helal olur. Veya helal ve haram diye hüküm verilemez. Hanefi ve Şafii âlimlerinin çoğu, böyle şeyler helal olur dedi. İbni Hümam, Tahrir kitabında da böyle söylüyor. Bunun için, Besmele ile kesildiği bilinmeyen hayvana ve zararı görülmeyen ota helal denir. Tütün de böyledir. Âlimlerin çoğuna göre, helaldir. Birkaçına göre ise, hüküm verilemez. [Uyun-ül-besair’de, Hamevi Eşbahı şerh ederken, (Buradan tütün içmenin helal olduğu anlaşılıyor) buyuruyor.]
Hanefi âlimlerinden, Şam müftüsü, Abdürrahman İmadi, Hediye adındaki kitabında, (Tütün; soğan, sarmısak gibi mekruhtur) buyurdu. İbni Abidin, bu satırları açıklarken buyuruyor ki:
Vehbaniyye şerhinde, (Tütün içmek ve satmak yasak edilmelidir) diyor. [Tütünü yasak eden dördüncü Murad han zamanında bulunan Şernblali de, (Halife mubahları yasak edince haram olur) diyerek, tütün yasak edilmeli demiş, fakat yine de haram veya mekruh dememiştir.]
Mısır’da, Maliki âlimlerinin büyüklerinden Ali Echüri hazretleri tütünün helal olduğunu bildiren kitap yazıp, dört mezhep âlimlerinin, tütünün helal olduğunu bildiren fetvalarını nakletmiştir.
Abdülgani Nablüsi hazretleri de tütünün mubah olduğunu bildiren, Essulhu beynelihvan kitabında diyor ki:
Tütün bazılarına zarar verirse, yalnız bunlara haram olur, başkalarına haram olmaz. Bal, safra hastasına zarar verir. Fakat, başkalarına haram değildir. Her şey aslında helaldir. Haram veya mekruh diyebilmek için, delil lazımdır. Şarap habislerin en kötüsü iken ve Resulullah İslamiyetin bildiricisi olduğu halde, şaraba haram demedi. Âyet-i kerime ile yasak edilmesini bekledi. O halde, tütün içmek mubahtır, helaldir. Kokusu ise tab’an mekruhtur. Şer’an mekruh değildir.
İbni Abidin hazretleri devam ederek buyuruyor ki:
Tütün içmek Şafii’de haram değil, tenzihen mekruhtur. Hatta, zevce tütünü bırakınca, zarar görmezse, meyve gibi olur. Kocasının tütün parası vermesi lazım olur. Tütünü bırakınca, kadın zarar görürse, ilaç gibi olur.
Tütünü haram sananların vesika olarak ileri sürdükleri, Berika kitabının sahibi Muhammed Hadimi hazretleri diyor ki:
Bazıları, (Tütün ve kahve kullanmak da, âdette bid’attir. İkisi de haram değildir ve mekruh da değildir. Doğrusu da budur. Bunlara haram diyen, âdette bid’ati haram etmiş olur) dedi. Bize göre, kahve belki böyledir. Fakat, bunu da, kullanmamak daha iyidir. Çünkü, hakkında söz birliği yoktur. Tütüne gelince, haram olmadığı doğru ise de, mekruh olduğunda şüphe yoktur. Çünkü, helal olmasında söz birliği yoktur. Hadis-i şerifte, (Soğan, sarmısak yiyen, mescidimize gelmesin) buyuruldu. Çünkü, melekler pis kokudan incinir. Cüzzam, baras hastaları, yarası kokanlar, üzeri balık kokanlar da böyledir. tütünü içmek de bunun için mekruh olur dedi. Salih olan kimse, bu hadis-i şeriften korkarak tütün içmez. (Berika)
Abdülgani Nablusi hazretleri diyor ki:
Tütün ve kahve için çeşitli şeyler söyleniyor ise de, sözün doğrusu, ikisine de haram ve mekruh dedirtecek bir sebep yoktur. Her ikisi de, (Âdette bid’at)dir. Herhangi bir sebep göstererek bunlara haram diyen kimse, âdette bid’at olan şeye haram demiş olur. Âdette bid’ate haram denilemeyeceğini, cumhuri ulema bildirmiştir. (Hadika s.143)
İsmail Hakkı hazretleri, ilk zamanlarında tütünün haram olduğunu yazmıştı. Çünkü, sultan Murad, tütün içmeyi yasak etmişti. İçen öldürülüyordu. Bu âlim, tütünü değil, tütün içmeyi, idama sebep olduğu için haram demişti. Hükümet, tütün yasağını kaldırdıktan sonra, yazdığı kitabında, tütünün haram olmadığını bildirmiştir. [Bursa’da Orhan kütüphanesinde bu kitap vardır.]
Maliki âlimlerinden Ali Echüri hazretleri buyuruyor ki:
Tütün, aklı gidermiyor. Necis de değildir. Böyle olunca, tütün içmek haram değildir. Başka türlü zararlara sebep olursa haram olur. Zarar vermeyen kimseye haram değildir. Afyonu, aklı gidermeyecek az miktarda yemek caiz olduğu gibi, tütünü de aklı gidermeyecek miktarda içmek caiz olur. Bu ise, insanlara göre ve içilen miktara göre değişir. Bir kimsenin aklını gideren miktar, başkasının aklını gidermez. Tütün haramdır, diye kesin söylenemez. Bunu ancak din cahili olan söyler. Aklı gidermeyince, helal olduğu anlaşılmaktadır. Tütün, israf olduğu için haramdır da denilemez. Çünkü, mubah olan şeyi almak için verilen mal israf olmaz. Zararlı olduğundan haramdır demek de ilmi bir söz değildir. Çünkü, zarar verene haram olur. Zarar vermeyene haram olmaz. Hanefi âlimlerinden şeyh Muhammed Nihriri, uzman doktorun sözü ile veya tecrübe ile zarar verdiğini anlayan kimseye tütün içmek haram olur. Böyle kesin anlaşılmadıkça, helal olduğuna fetva vermiştir. Tütün hakkında bir hadis yoktur. Hanbeli âlimlerinden Meri bin Yusüf Mukaddisi, Tahkikul-burhan fi-şanid-duhan kitabında, başka zarar vermedikçe tütünün haram olmadığını, ateş dumanını ağza çekmek gibi olduğunu, bunun haram olacağını ise kimsenin bildirmemiş olduğunu yazmaktadır. Yeni meydana çıkan bir şey, mubaha benzerse mubah olur. Harama benzerse haram olur. Aklı olan bir din adamı, tütünü elbet mubahlara benzetir. Zarara sebep olmadıkça haram diyemez. Aklı gidermeyecek kadar tütün içmenin haram olmadığını dört mezhep âlimleri sözbirliği ile bildirmişlerdir. (Gayet-ül-beyan)
Tütün, aklı giderir veya zarar verirse yahut nafakası vacip olanın nafakasını terke veya namazın vaktini kaçırmaya sebep olursa, haram olur. Başkalarının içmesi haram olmaz. Uyuşturucu maddenin aklı gidermeyen kadar az miktarını satmak da caizdir. (Celal-ül-hak fi keşfi ahvali şiraril-halk)
Tütün içmek, alkollü içkiler ve afyon, morfin, esrar ve benzerleri uyuşturucu maddeler gibi, haram edilmemiştir. İbni Abidin, (Zebaih) kısmında, (Allah (cc)(c.c.)ü teâlânın, helal ve haram diye açıklamadığı şey, Allah (cc)(c.c.)ü teâlânın af ettiği şeylerdendir) hadis-i şerifini yazarak, haram olduğu bildirilmeyen ve haram edilmiş olanlara benzemeyen her şeyin mubah olduğunu göstermektedir.
Kötü alışkanlık, haram işlemeye alışmak demektir. Haram olmayan şeyi kullanmaya kötü alışkanlık denmez. Boğazına düşkün olanlar, yiyeceğe benzetilemez diyerek de tütünü kötülüyorlar. Tütün bitkisini yakıp, dumanını çekmek, ihtiyaç değil, caiz olmaz diyorlar. Günnük, ud ağacı, tütsü otunu yakıp koklamak mubahtır. Bunlar, yenmez, içilmez, caiz olmaz denemez. Ölülerde ve dirilerde kullanılması sünnet olan şeyi de, yakılıp dumanı savruluyor diye, kötülenemez. Bunlar ve pis kokulu otlar, Araf suresindeki, (Yerden çıkardığı ziynet) kelimesine dahil olunmuştur. İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki:
(Çok yiyince sarhoş eden katı madde ve otların aslı temizdir, mubahtır.) (Redd-ül-muhtar 5/ 295)
Bir kimseye zarar veren mubah şey, ona haram olur. Zarar vermediği kimselere haram olmaz. Aşırı içen bazı kimselere zarar verirse, bunların çok içmesi haram olur. Fakat, bunların az içmelerine ve zarar görmeyenlere de haram olur denilemez. Çoğu zarar veren şeyin azı da haram olur demek pek yanlıştır. Her şeyin çoğu zarar verir. Ekmeğin, suyun da çoğu, zarar verir. Bunun içindir ki, doyduktan sonra yemek haramdır. Fakat, çoğu zarar veriyor diye, az yemek, içmek, haram olur mu?
Abdülgani Nablusi hazretleri buyuruyor ki:
Yemesi, içmesi zararlı olanlar üçe ayrılır:
1- Öldürücü olanlar. Her zehir, cam tozu ve benzerleri böyledir. Bunları yemek, içmek haramdır.
2- Öldürücü olmayanlar. Toprak, çamur, kil ve benzerleri böyledir. Bunları çok yemek, içmek mekruh olup, zararsız miktarları mubahtır.
3- Organlarında zafiyet olanlara zarar verenler. Sağlam olanlara zarar vermezler. Bazı kimselere balık eti, süt, yumurta, biber gibi şeyler zarar verir. Bunlar, yalnız zarar verenlere haram, mekruh olur. Zarar vermeyenlere ise mubahtır. (Hadika)
Tütüne zararlıdır diyenler üçüncü maddeye dahil ediyorlar. Her içeni öldürücü bir zehir olduğunu bildiren bir ilim adamı yoktur. Tütündeki nikotinden dolayı, günde bir iki sigara içen zehirlenir diyen de yoktur. Çünkü bu söz, havada, boğucu olan karbondioksit gazı bulunduğu için, nefes alan zehirlenir demeye benzer. Nikotinden çok daha zehirli olan siyanür asidi, acı bademde de vardır. Bu zehirden dolayı acı badem yemek haramdır, mekruhtur diyen yoktur. Her şeyi fazla yemek, içmek zararlı olur. Aşırı tütün içmek elbette zararlıdır. Bunun için sigara herkese zararlıdır, kansere sebep olur diyerek, günde 1-2 sigaranın da zararlı olacağını sanmak, bu yüzden haram veya mekruh demek ilme aykırıdır.
Hanefi âlimi seyyid Ahmed Tahtavi diyor ki: Şafii âlimlerinin çoğu, tütüne tenzihen mekruh dedi. Hanefi mezhebinde, soğan, sarmısak gibi tenzihen mekruhtur. (Dürr-ül-muhtar haşiyesi)
İbni Abidin, abdestin sünnetlerini anlatırken diyor ki:
Pezdevi üsulünde denildiği gibi, haram olduğu açıkça bildirilmeyen her şey, sözbirliği ile mubahtır. Çünkü, Allah (cc)(c.c.)ü teâlâ Bekara suresinde, (Yerlerde olan her şeyi sizin için yarattım) mealindeki âyet-i kerimede, hepsinin mubah olduğunu bildirmektedir. Tahrir kitabında bildirildiği gibi, Hanefi ve Şafii âlimlerinin çoğunluğuna göre, her şey yaratılışında helaldir. Ekmel-üd-din, (Pezdevi) şerhinde de böyle bildiriyor ve bir şeyin haram olduğunu işitmeyen kimselerin, o şeyi yemesi mubahtır diyor.
İmam-ı Muhammed, (Leş ve şarap, yasak edildikten sonra haram oldu) diyerek, her şeyin aslında mubah olduğunu, yasak edilince haram olduklarını bildiriyor.
Milyonlarla salih Müslümanın ve halife-i müsliminin, şeyh-ül İslamların kullandığı şeye, kendi aklı ile kötü alışkanlık demek, bunu haramlara benzetmeye kalkışmak, ancak cahillerin yapacağı iştir. İkinci Abdülhamid han tütün içerdi. Kendisine Şemdinan ve İskeçe şehrinden tütün gelirdi. İskeçe, Şemdinan ve Samsun tütünleri, kıyılmış halinde, latif kokmaktadır. Çubuğa koyup içerlerken, etrafa hoş kokusu yayılmaktadır. Bozuk, karışık tütün içerken iyi kokmazsa, halis ve hoş kokulusu kötülenemez. Acı biberi sevmeyen kimse, tatlı biberi, hatta acısını da kötüleyemez. Bunlara mekruh diyemez. Eğer derse, sözünün kıymeti olmaz. Herkes, sevmediği şeye haram, mekruh derse, din-i İslam, Hıristiyanlığa döner. Onun gibi karmakarışık olur.
Tütünü bırakmak nefs ile mücadele sevabı kazandırmaz. Bedene ihtiyacını vermemek, zulüm olur.
Günah olur. Nefs, ihtiyaca kavuşmakla doymaz. İhtiyaçtan fazlasını ve haramları ister. O halde, nefsle mücadele, haramlardan ve mubahların fazlasından sakınmaktır. Günde bir kere tütün içmemek, nefsle mücadele değildir. Tütünü, sıhhate ve keseye zararlı olacak miktarda fazla içmemek mücadeledir. Yalnız tütün ile değil, bütün mubahlarla da nefs mücadelesinin böyle olması gerekir.
Tütünü, afyona benzetmek de, onun herkese haram olacağını göstermez. Tersine olarak, zarar yapmayacak kadar az içenlere mekruh bile olmadığını, gösterir. Çünkü müctehidler, afyon gibi uyuşturucu maddeleri, haram olan içkilerden ayırmaktadır.
Dürr-ül-muhtar 3. cilt, 166.sayfada, (Benc veya Ban otu denilen uyuşturucu otu yemek mubahtır. Çünkü ottur. Bununla sarhoş olmak haramdır) diyor. İbni Abidin hazretleri bunu açıklarken buyuruyor ki:
(İmam-ı Muhammede göre, çoğu sarhoş edenin azı da haram olması, sıvı olan içkiler içindir. Böyle olmasaydı, safran, anber gibi, fazlası sarhoş eden birçok katı maddelerin az miktarını yemek de haram olurdu. Bunlara haram diyen hiçbir âlim yoktur. Ban otu ve benzeri zehirli otların necis olduğunu hiçbir âlim bildirmedi. Ban otunun ilaç olarak kullanılması caizdir. Aklı giderip keyif verici olarak kullanılması caiz değildir. İmam-ı Muhammedin sözü sıvı haldeki içkiler içindir. Ban otu ve benzerleri, katı oldukları için, ancak sarhoş olmak için kullanılmaları haram olur. Bu da, çok miktarda kullanılmaları haram olur demektir. Az miktarda kullanılmaları haram olmaz. Mesela, Amber ve benzerlerini koku için ve Skamonya denilen zehirli mahmude otunu müshil olarak kullanmak ve diğer katı zehirli ilaçları az miktarda kullanmak haram olmaz. Caiz olur. Zarar veren çok miktarlarını kullanmak haramdır.) [Redd-ül muhtar]
Tütün abes de değildir. Abes, faydasız iş yapmaya, boş yere vakit geçirmeye denir. Çalgı ile, oyun ile vakit geçirmek böyledir. Tütün, vakit öldüren bir iş değildir ki, abes denilsin. Tütün içmek, faydalı iş yapmaya mani olmuyor. Tütün içerken kitap okunur. Misafir ile sohbet edilir.
Büyüklerin yanında, camilerde, vaazlarda, muhterem yerlerde içilmemesi de, haram veya mekruh olacağını göstermez. Büyüklerin yanında yatılmaz. Bunlara ve Kâbe’ye karşı ayak uzatılmaz. Vaazda, derste ekmek bile yenmez. Böyle, birçok yerlerde ve sıkıntı duyanların yanında yapılmayan çok şey vardır ki, başka yerlerde ve yalnız iken hiçbiri haram veya mekruh değildir. Camide alış veriş etmek, yüksek sesle konuşmak, kan aldırmak mekruhtur. Fakat bunlar, cami dışında mekruh değildir.
İhtiyaç deyince yalnız yiyip içecekleri anlamak, pek basit bir görüştür. Bedenin, ruhun çeşitli ihtiyaçları olduğu, din kitaplarında yer almaktadır. Bütün duyu organlarımızın farklı ihtiyaçları olduğu gibi, sinir sisteminin, hatta her organın ayrı ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçların, ekmek, su gibi önemli olduğu, herkesçe bilinmektedir. Fıkıh kitaplarında, akla gelmeyen, çeşitli ihtiyaçlar görüyoruz. Mesela, Dürr-ül-muhtar’da, (Burnu ve teri silmek için mendil satın almak, ihtiyaç için olursa caizdir. Gösteriş için olursa, tahrimen mekruhtur) diyor.
Görülüyor ki, bir şeyi kullanmak bile, niyete göre ihtiyaç olmaktadır. Doyduktan sonra yemek haramdır. Fakat, oruç tutmak veya misafiri utandırmamak için olunca, helal, hatta sevap oluyor. Misafire ikram için, haram, helal oluyor da, haram olmayan tütünü ikram etmek neden suç olsun? Tütünü kötüleyenler, bu hücumlarını, keşke, İslamiyet’in haram ettiği şeylere karşı yapsalardı, çok sevap kazanırlardı. İslam’a büyük hizmet etmiş olurlardı. Fakat, şeytan herkesi bir taraftan yakalıyor. Hem İslamiyet’e saldırtıyor, hem de, ibadet yaptığını sanarak, kibre, ucba sürüklüyor. Bunları anlamadan konuşmak, dine de, söz sahibine de kusur getirir. Hissi, yani kendi görüşlerini, dinin emirleri ve yasakları durumunda göstermeye kalkışmak ve yapılan işlerin, helal mi, haram mı olacağını ayırırken taassuba kapılıp, nasslara dayanmamak felakettir.
Birkaç âlim ise, nafakadan kesilmesi, dumanı ile başkasını rahatsız etmesi, çok içerek bedene zarar vermesi... gibi şartlarda tütüne haram veya mekruh demişlerdir. Yoksa, mücerret [soyut olarak] tütünün içilmesini kötüleyen hiçbir âlim yoktur. El-Ukud-üd-dürriyye’nin ve Hadika ikinci cildinin sonunda, tütünün haram olmadığı vesikalarla ispat edilmiş ve Tahtavi’nin Merakıl-felah haşiyesi, orucu bozanlarda da uzun yazılıdır.
Şam âlimlerinden Mustafa Rüştünün Tuhfet-ülihvan ma kile fiddühan kitabında, insanın sıhhatini bozan, zarar veren şeyleri ve israfı uzun anlattıktan sonra, tütünün böyle olmadığını bildiriyor. Tütüne haram demek, vera ve takva da olmaz. Vera sahipleri, Allah (cc)(c.c.)ü teâlânın haram etmediği şeye, haram diyemez diyor. Hanefi âlimlerinden allame Abdüllah bin Muhammed Nihriri ve Şafii âlimlerinden Ali bin Yahya Nevreddin Ziyadi ve Abdürraufi Münavi ve şeyh Ali Şevberi ve şeyh İsmaili Sencidi ve Maliki âlimlerinden allame Külli ve Hanbeli âlimlerinden şeyh Meri, tütünün haram olmadığına fetva vermişlerdir diyor. Zararı ve lüzumu olmayan şey için mubah, zihin durgunluğunu giderip, hafızasını kuvvetlendirene mendub, terk edince zarar verene vacib, kullanınca zarar verene haram, içmek istemeyene, tütün içmesi mekruh olur, diyor. Şarap böyle değildir. Şaraba alışan, tevbe etse, şarabı terk ettiği için hasta olup, ölse, sevap olur.
Âlimlerin çoğu tütüne mubah demiştir. Mesela Şeyh-ul İslam Ebülbeka, Ahmed bin Ali Hariri, İsmail Meraşi, kadi Abdürrahim, Ganim bin Muhammed Bağdadi, Şeyhul İslam Behai, Muhammed Tarsusi, Muhammed Kehvaki, Mısır âlimlerinden Yusüf Decvi ve Muhammed bin Abdülbaki Zerkani, allame Abdülgani Nablusi, Abdürrahman bin Muhammed İmadi, allame Ali Echüri, Mahmud-i Samini, Osman Bedreddin, seyyid Abdülhakim efendi, büyük âlim, veliyyi kâmil mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri buyuruyorlar ki:
(Zarar ve alışkanlık yapmayacak kadar az içilen tütüne haram ve mekruh demekten sakınmalı, kesesine ve sıhhatine zarar vermeyecek kadar az içenleri fasık, günahkâr bilmemelidir.)
Tütün içmek israf mıdır?
İsraf, malı haram olan yere vermektir. Azı da, çoğu da israf olur. Büyük günah olur. İçki ve kumar için vermek böyledir. Sigara haram olsaydı, buna az veya çok verilen para israf olurdu. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(İnsanın bazı arzuları, tabiatından ileri gelmektedir. Hiç kimse bu isteklerden kurtulamaz. Mesela, sıcakta, insanın tabiatı serin bir şey içmek ister. Soğukta, sıcak bir şey ister. Böyle istekleri yapmak nefse uymak değildir. Çünkü, tabiatımızın zaruri istekleri mubahtır. Bu ihtiyaç maddelerini lazım olduğu kadar kullanmak sünnettir. Çünkü, bu tabii istekler nefsi emmarenin arzularının dışındadır. Nefs, mubahların lüzumundan fazlasını ve haramları ister.) [Mektubat 3/27]
Malı, ihtiyaç olan mubahlara harcamak israf değildir. Günah olmaz. Sigaraya alışmış kimsenin tabiatı ekmek ister gibi, tütünü istiyor. Böyle kimsenin, ihtiyacı kadar kullanması israf olmaz.
_________________
Sigara çok zararlı bir maddedir
Tütünün etkili maddesi olan nikotinin, bir damladan az miktarı insanı öldürür. Bir sigara içinde bulunan nikotin, deri altına şırınga edilirse, iki insanı öldürür. Tütün dumanında nikotinden başka birçok şiddetli zehirler vardır. Mesela bir sigara dumanında, bir miligram siyan asidi, % 5 karbon monoksit, amonyak, % 1,5 kükürtlü hidrojen mevcuttur.
Sigara yanarken nikotinin % 25i harap olur. % 30u dumanla havaya gider. % 45i de sigara içinden ağza doğru çekiliyor ise de, bunun üçte ikisi sigaranın soğuk kısmında sıvı halde kalıp, ağza, sigaradaki nikotinin, ancak % 15i dahil olur. Ağza giren nikotinin mühim bir kısmı, tükürük ile mideye gidip mide ifrazını azaltarak iştahı keser. Nikotin, ağız ve mide zarlarında kana karışır. Kanla dolaşan nikotin, böbrek üstü bezlerini tahriş ederek adrenalin ifrazı artıp tansiyon yükselir ve derideki damarlar sıkışarak, renk solar, ishal yapar. Safra yollarını daralttığından safrası ve karaciğeri zayıf olan, fazla tütüne dayanamaz.
45 yaşın altındaki genç erkeklerden, kroner kalb hastalıklarından ölenlerin % 80i sigara tiryakisidir. Sigara içenlerde akciğer kanseri, içmeyenlere nispetle 15 kat fazladır. Akciğer kanserine yakalanan hastaların % 94’ünün sigara tiryakisi olduğu ortaya çıkmıştır. Sigara içmeyen kadınlarda kısırlık % 3,8 iken, sigara içenlerde bu oran % 41’dir. Günde bir paket sigara içilen evlerdeki çocukların da, günde 5er adet sigara içmiş gibi olduğu tespit edilmiştir. Sigaradan bir nefes çekip üfleyen kimse, dumanla beraber çevreye 70 mg yanmış madde ve 25 mg karbonmonoksit vererek etrafındakileri zehirlemektedir.
Bacaklarında damar tıkanıklığı olan kişilerin % 90ının sigara içenlerden olduğu ilmi bir gerçektir. Sigara içenle, sigara ile kirlenmiş havayı teneffüs eden arasında, gördüğü zarar bakımından fark azdır. Sigara içilen yerde duran, % 70 sigaranın zararından etkilenir. Gerek hamilelik öncesinde, gerekse hamile ve emzikli iken sigara ve alkole devam eden ana babalar, çocukların hayatlarına kastetmiş sayılırlar. O halde ilk fırsatta sigarayı bırakmaya çalışmalıdır.
Sigarayı bırakmak için
1- Sigarayı bırakmaya kesin karar verip bu işte iradeyi sonuna kadar kullanmak gerekir.
2- Sigarayı birden bırakınız! Zira birden bırakmanın daha başarılı olduğunu tecrübeler göstermiştir. Birden bırakamayan da yavaş yavaş bırakmalıdır.
3- İlk iş olarak sigara içen ve sizi sigaraya iten arkadaşlardan ve onlarla işbirliği yaptığınız çevreden uzaklaşınız! (Kahvehane, oyun yerleri vs.)
4- Sigara içen ve sigarayı hatırlatan her şeyden uzak durun! (Sigara paketi, kibrit gibi)
5- Sizde sigara arzusu uyandıran yiyecek ve içeceklerden uzak durunuz. Genellikle sebze, meyve ve sulu yiyecekleri tercih edin.
6- Bilhassa sigara arzusu arttığı hallerde bir bardak su içiniz!
7- Planlı, disiplinli ve faal bir yaşama şeklini benimseyiniz!
8- Sizi strese sokacak konulardan ve tartışmalardan uzak durunuz!
9- Boş zamanlarınızı faydalı çalışmalarla ve açık havada yürüyüşlerle değerlendiriniz.
10- Mümkünse birkaç arkadaşla, grup halinde bırakın!
11- Sigarayı bıraktıktan sonra, her geçen günün sağlığınıza getirdiklerini hatırlayarak kendinize olan güveni pekiştirmelisiniz!
12- Bu arada kilo almaktan korkulursa, şekerli, tuzlu, unlu, nişastalı ve fazla yağlı yiyeceklerden uzak durmalıdır.
13- Sinirlerin güçlenmesi ve fizik mukavemetin artması bakımından B vitaminince zengin gıdalar tercih edilmelidir!
14- Gece hayatından uzak durmalıdır!
15- "Bir tane sigaradan ne çıkar" gibi aldatıcı tekliflere kanmayınız! Zira, bu tek sigaranın bu yoldaki bütün emeklerinizi boşa çıkarabileceğini unutmayın!
16- Şimdi bazı ilaçlar çıkmıştır. Sigarayı bırakmakta büyük rolleri vardır.
_________________ Aşka talib olan çeker cefayı;
Sevmeyen ne bilir aşkı, vefayı?
Aşığın kalbidir, yârin mekanı;
Yâr için fedadır aşığın canı.
Kayıt: 06 May 2007 Mesajlar: 326 Konum: KeRVaNSaRaY
Tarih: 09,05,2007, 15:10:39 Mesaj konusu: ...
:!:
TEŞEKKÜRLER BU BİLGİLER İÇİN.AMA LÜTFEN SİGARANIN İNSANA ZARAR VERDİĞİNİ KABUL EDELİM:Kİ İNSANIN KENDİNE ZARAR VERMESİ GÜNAHTIR.BU SEBEPLE BİR AN ÖNCE İÇEN KARDEŞLERİMİZ İNŞ BIRAKSINLAR..
:arrow: RABBİM RIZASI İÇİN YAPILAN ŞEYLERİN MÜKAFATINI VERECEKTİR.
SELAM,DUA VE MUHABBETLE
_________________ YA RABB'İ!MUSİBETLER VERDİN SABREDEMEDİM,NİMETLER VERDİN ŞÜKREDEMEDİM.ŞÜKREDEMEDİM DİYE NİMETLERİNİ GERİ ALMADIN!SABREDEMEDİM DİYE MUSİBETİNİ DAİMİ KILMADIN.
SENDEN HEP LÜTUF GELİYOR BENDEN TAKDİRSİZLİK VE İSYAN
AFFET&AFFET
Kayıt: 06 May 2007 Mesajlar: 326 Konum: KeRVaNSaRaY
Tarih: 09,05,2007, 15:17:34 Mesaj konusu: ...
SİGARAYI BIRAKMAK İSTEYENLERE
1- Kendinize inanın ve güvenin. Sigarayı bırakabileceğinize inanın. Hayatınızda daha önce başardığınız zor işleri düşünün. Sigarayı da bırakabileceğiniz düşünün.
2- Sigarayı bırakma sebeplerinizi ve bırakmakla kazanacaklarınızı yazın: Örnek: Daha uzun yaşamak, kendinizi daha iyi hissetmek, para biriktirmek, daha iyi kokmak... Sigara içen herkes bunun zararlarını bilir ve bırakmak ister, siz bunu yazılı hale getirin ve her gün okuyun.
3- Ailenizden ve arkadaşlarınızdan sigarayı bırakma kararınızı desteklemelerini isteyin. Size yardımcı olmalarını; ama kesinlikle sizi suçlamamaları gerektiğini söyleyin. Sigarayı bıraktığınız ilk günlerde zorlanacağınızı ve size anlayış göstermelerini rica edin.
4- Sigarayı bırakmak için bir gün belirleyin. Bugünün yeni hayatınız için bir başlangıç olduğunu düşünün.
5- Sigarayı bırakmak için bir doktora danışabilirsiniz ve onun yardım ve önerilerini alabilirisiniz.
6- Kendinize bir egzersiz programı belirleyin. Spor yaparken sigara içmek aklına gelmeyecektir, üstelik sigara verimli egzersiz yapmanızı engelleyecektir. Spor yapmak stresinizi azaltacak ve sigaranın vücudunuz yıllarca yaptığı zararı tamir etmesine yardımcı olacaktır. Haftada 3-4 kere, 30-40 dakika spor yapın.
7- Her gün 3-5 dakika nefes egzersizi yapın. Gözlerinizi kapatın. Burnunuzdan derin nefes alın, nefesinizi birkaç saniye tutun ve çok yavaş bir şekilde ağzınızdan verin. Nefes egzersizi sırasında daha temiz ve daha rahat nefes aldığınızı göreceksiniz.
8- Birisi size sigara ikram ederse reddedin, kullanmıyorum deyin. Bu sizin kendinize olan güveninizi artıracaktır.
9- Pek çok sigara tiryakisi, sigarayı yavaş yavaş bırakamayacağını; ancak bir seferde bırakabileceğini düşünür. Hangi metodun size daha uygun olduğuna siz karar verin.
10- Pek çok sigara tiryakisi, sigarayı yavaş yavaş ırakamayacağını; ancak bir seferde bırakabileceğini düşünür. Hangi metodun size daha uygun olduğuna siz karar verin.
11- Sigarayı bırakmayı isteyen bir arkadaşınız daha varsa bunu yapmak daha kolay olacaktır. Birbirinizi teşvik edici konuşmalar yapın.
12- Dişlerinizi temizletin ve her zaman temiz tutun.
13- Sigarayı bıraktıktan sonra kendinize bir ödül verin.
14- Çok fazla su için. Su her anlamda vücudunuz için faydalıdır. Pek çok kişi yeterince su içmez. Vücudunuzdan nikotinin ve diğer zararlı kimyasal maddelerin atılmasına yardımcı olacaktır. Sigaranın verdiği zararları düzeltecektir. Ayrıca, yemek yeme isteğinizi de azaltacaktır.
15- Sigarayı en çok ne zaman istediğinizi düşünün; canınız sıkkın olduğunda, yemekten sonra, işten eve gelince mi? Sigara içmek yerine hoşunuza giden bir şey yapın.
16- Elinizdeki ve ağzınızdaki boşluk hissini gidermek için bir şey bulun. Örneğin, su için, sakız çiğneyin, leblebi yiyin.
17- Sigarayı bırakma konusunda düşüncelerinizi yazın. Bunu her gün okuyun.
18- Yanınızda sizin için çok önemli birisinin resmini taşıyın, bir kâğıda ‘sigarayı bırakacağıma söz veriyorum’ diye yazın, canınız her sigara istediğinde bu resme ve nota bakın.
19- Canınız sigara istediğinde, bir sigara yakmak yerine hislerinizi bir günlüğe yazın. Bu günlüğü her zaman yanınızda taşıyın.
20- Bu listeyi okuduktan sonra, önerileri kendinize uyarlayın ve sigarayı bırakmak için kendi planınızı yapın.
_________________ YA RABB'İ!MUSİBETLER VERDİN SABREDEMEDİM,NİMETLER VERDİN ŞÜKREDEMEDİM.ŞÜKREDEMEDİM DİYE NİMETLERİNİ GERİ ALMADIN!SABREDEMEDİM DİYE MUSİBETİNİ DAİMİ KILMADIN.
SENDEN HEP LÜTUF GELİYOR BENDEN TAKDİRSİZLİK VE İSYAN
AFFET&AFFET
Abdullah Fârukî el-Müceddidî (k.s) İle NEFİS TERBİYESİ VE SİGARA Üzerine Bir Söyleşi
Nefis terbiyesini Cenâb-ı Allah (cc), Kur’ân-ı Kerîm'de Şems sûresi 8-9. âyetlerde açık açık emrediyor. Cenâb-ı Hakk bu âyetlerin meâlinde: “Allah (cc) ona (nefse) iyiliğini ve kötülüğünü ilhâm etti. Kim onu (nefsini) tezkiye ederse kurtuluşa ermiştir.” buyuruyor.
Rasûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz, savaştan dönmüşlerdi. Sahâbîler yıpranmış bir haldeydiler. Yaralanmışlar, üstleri yırtılmış, yorulmuşlar, çok zararlara uğramışlardı. O haldeyken, Efendimiz (s.a.v) onları topladı ve hutbe îrâd etti: “Şimdi, küçük cihattan büyük cihada döndük.” Sahâbe sordu: “Büyük cihat nedir?” Rasûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz saadetle şöyle buyurdular: “Kulun hevâsıyla mücahedesidir.”(Hatîb Tarih’inde Câbir (r.a)’den)
Çünkü düşmanla savaşırken, onun attığı ok, kurşun, yani herhangi öldürücü bir silah seni öldürürse cennet kazanırsın. Niyetin hâlis ise cennete girersin. Ama nefsin vurduğu can, cehenneme gider. Onun için nefisle cihat, elbette daha büyüktür. Bizim dinimizde doyduktan sonra yemek yemek haramdır. Helal olan şey, doyduktan sonra haram oluyor. Efendimiz (s.a.v); “akan bir nehir üzerinde bile olsa”, abdest aldığınız zaman, suyu israf etmemizi yasaklamış (bkz. İbn-i Mâce, Taharet 48/425; Ebû Dâvûd, Tahâret 51; İbn-i Mâce, 48/424) ve azalarınızı üçer defadan fazla yıkamamızı israf saymıştır. İsrafı da Allah (cc) sevmez. Yine bu konuda Cenâb-ı Allah (cc) A'raf sûresi 31. âyetinde buyuruyor: “Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz. İsrafçıları Allah (cc) sevmez.” İmam Birgivî hazretleri, Vasiyetnâme adlı eserinde: "Kim bile bile bir pirinç tanesini, bir buğday tanesini, bir mercimek tanesini israf ederse, Cenâb-ı Allah (cc) onu cehenneme gönderir.” diyor. Şimdi yaşadığımız ortamda öyle fakir insanlar var ki, ekmek bulamıyorlar. Evinde soba yanmayan insanlar var. Evine et girmeyen, kira veremeyen insanlar var. Şimdi bir insan, bir yandan, Cenâb-ı Hakk'ın emirlerini bir tarafa atıp içki içiyor, sigara içiyor, israf ediyor, öbür yanda da bir komşusu açsa, çıplaksa, odun-kömürü yoksa, o Allah (cc) katında sorumludur. Çoğu insanın günde içtiği sigaranın parası, en azından dört beş ekmek yapar. Bu parayı, ekmek için fakir komşusuna verse daha iyi değil midir? Zaten Rasûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuyorlar mı: "Yanında komşusu açken, bunu bile bile, kendi tok yatan kişi bizden değildir (bana tam îman etmiş sayılmaz).” (Hâkim; Taberânî; Câmiü’s-Sağîr)
Bu kadar âyet ve hadisler varken, tütünün de hem vücuda, hem ekonomik duruma zararı olurken, haram oluşu açıkça belli değil midir?
Hesapladım, günde bir-iki paket sigara içen bir insan, bir sene içmese, ayırdığı parayla umreye gidebilir. İki veya üç sene içmese hacca gider. Peki, o parayla bunları yapsa daha iyi olmaz mı? Ne yazık ki, kötü bir alışkanlıktır sigara. Çünkü onda nikotin var. Bir nevi uyuşturucudur bu. İnsanın hem beynini, hem de vücudunu uyuşturuyor ve vücut buna alışınca devamlı istiyor. Tıp bilginleri tespit etmiştir ki, özellikle hamile kadınlara sigara daha çok zarar vermektedir. Çocukları cılız, sakat doğuyor. Normalde 3 kg. civarında olması gereken bir çocuk, 1 kilo 200-300 gr. geliyor. Çünkü lazım olan oksijeni sigara yüzünden alamıyor. İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde Profesör olan arkadaşım Yaşar Bağdatlı, bir sohbet esnasında: “Hocam, bir sigarada otuz binden fazla hastalık mikrobunu tıp tespit etmiş durumdadır. İsterseniz size dosyayı göndereyim.” dedi. Diyanet de bunun haram olduğuna dair fetva vermiştir.
Âlimlerimizden Abdulazîz ed-Debbâğ, İmam Birgivî, İsmail Hakkı Bursevî, Mehmed Zâhid Kotku gibi bir çok ilim adamları sigara için haram diyorlar. Bu apaçık bir şeydir. Amerika vb. Batı ülkelerinde kapalı yerlerde sigara içmek yasaktır. İçen cezalandırılır. Reklâmını yasaklamışlar. Ülkemizde de sigara yasağı yeni uygulanmaya başladı. Artık araç vb. kapalı yerlerde içmek suçtur. Rasûl-i Ekrem Efendimiz; “Kim sarımsak veya soğan yerse (soğan, sarımsak helal olduğu halde, kokusu yüzünden) mescidimizden uzak dursun!” (Buhârî, Ezân 160) buyuruyor.
Peki ya tütün? İnsan namazda yanında bir sigara içen bulunduğu zaman, rahatsız oluyor, ne kadar sıkıntı çekiyor. Secdeye gittiği zaman, ondaki sigara kokusu, pis bir şekilde kokuyor ve yanındakilere ulaşıyor. Hâlbuki ne hakkı var bir Müslüman’ın diğer bir Müslüman’ı ikrah ettirmeğe?
Maalesef bugün Şark’ta bile hemen hemen âlimlerin ve şeyhlerin yüzde seksen-doksanı bu meseleyi kavrayamamışlardır; hala kendileri içiyorlar ve talebelerine de bu kötü alışkanlığı durmadan aşılıyorlar. Onlar daha haramdan kaçınma konusunda bir adım atmamışlar ki, nasıl talebe yetiştirecekler? Kendi nefsini terbiye edemeyen bir âlim nasıl başkasını terbiye edecek?
Sigaranın haram olduğu apaçıktır. Akla olan zararı, vücut ve nefse olan zararı, maddî zararı meydandadır. Dinin ve tıbbın zararlarını belirttiği sigarayı savunmanın anlamı nedir? Kendi nefsinde bunu tatbik edemeyecek kadar iradesiz bir âlim, iradesiz bir şeyh kendisini terbiye edememiştir ki, başkasını nasıl terbiye etsin?
Sigara içenler, katiyetle Rasûlullah (s.a.v)'i göremez. Melekler de bundan tiksinirler. Geçen gün Konya'ya gitmiştim. Allah (cc) (c.c) nasip etti, Mevlânâ hazretleriyle görüşme oldu. Bana dedi ki: “Buradaki cemaatinden şikâyetçiyim.” “Neden şikâyetçisiniz?” diye sordum. Dedi ki: “Bazen ben gidiyorum, bazen adamlarımı gönderiyorum sohbetlerinize. Ama oraya bakıyoruz ki, sigara içip gelenler var. Ağızları kokuyor, bu da bizi rahatsız ediyor. Bırakıp geliyoruz. Sana şikâyet ediyorum.” Bir araştırma yaptık, beş- altı kişinin sigara içtiğini öğrendik. Onların sigaralarını, aldık, attık, yaktık. Onlar da tevbe ettiler.
Hem maddî yönden zararlı, hem sağlık yönünden zararlı... Hiç faydalı tarafı yok ki bunun! Kimse kalkıp faydasını iddia edemez. Bu nasıl akıldır ki, faydası vardır diyebiliyorlar? Belki de geçmişte bir âlim yanlış fetva vermiş olabilir. Mümkün... O zaman, zararları bilinemeyebilir. Şimdi ilim de tıp da ilerliyor. Bunun yanlış bir fetva olduğu ortaya çıktı. Daha bu konuda iddia etmenin anlamı nedir? Ben o şeyhlere-meşâyihlere, âlimlere seslenirim ki; ilk önce haramdan geri adım atın, Allah (cc)'a tevbe edin ve sizin arkanızdan gelen talebeleriniz de tevbe etsin!
Bu sayıda yer alan tasavvufî tefsir yazımıza müracaat ederseniz, âyet ve hadisler, kötü işlerin nefisten, iyiliklerin de Allah (cc)’tan olduğunu açıklamaktadır. Bir kötülük yapıldığı zaman, kalbe siyah bir nokta düşer. Eğer tevbe istiğfar edilirse Allah (cc) onu siler. Eğer etmeyip devam ederse, siyahlık kalbi kaplar ve karartır. Şimdi bu dinimize göre haramdır. Kimse bunun helal olduğunu ispatlayamaz. Mademki haramdır, kalpte siyah nokta oluşturuyor, ancak içmemek üzere tevbe etmek gerekir. Bu tevbeyi devamlı kılabilmek için ise Allah (cc)’ı bol bol zikretmelidir. Sigarada bir nikotin bağımlılığı var. O alışkanlığı zikrin nuru siler. Ben de otuz beş-kırk sene önce içiyordum. Ama Allah (cc)’a şükür, bıraktım, kurtuldum elhamdülillah... En fazla bir-iki gün o nikotinin bana etkisi oldu. Fakat Allah (cc)'ı fazla zikrettikçe, o zikrin nuru, onu sildi attı. Sigara içen bütün kardeşlerimize, buradan sesleniyorum: Bir daha içmemek üzere tevbe edin ve Allah (cc)’ı bol bol zikredin. Peygamber (s.a.v)'e salavât getirin. Gerek Cenâb-ı Hakk’ın zikrinin nurları, gerek Rasûl-i Ekrem Efendimiz’in nazarlarının nurları, hâsıl olan sıkıntıyı giderecektir. En güzel yol budur. Sigarayı bir anda bırakın. O yavaş yavaş bırakılmaz. Oruç tuttuğumuzda her şeyi bir anda bırakabiliyor, Cenab-ı Allah (cc) için her şeyi bir anda kesebiliyoruz. İşte oruçtan ilham alarak sigarayı da bir anda bırakmak gerekir.
Allah (cc), bize bu vücudu emanet olarak vermiştir. Allah (cc)'ın bize verdiği bu vücuda bütün dikkatimizle saygı göstermemiz, ona en iyi şekilde bakmamız gerekir. Daha açıkçası, Allah (cc)'ın emanetine ihanet etmememiz gerekir. Hâlbuki biz insanlar, bizlere tertemiz olarak verilen vücudu gerek alkollü içkilerle, gerekse sigaranın nikotini ve dumanları ile yıpratıyoruz, zehirliyoruz. Bir nevi emanete ihanet ediyoruz. Biz, insan olarak emanet bıraktığımız bir eşyayı korumayan, onu kırıp bozan emanetçiye iyi gözle bakmayız. İşte Allah (cc) Teâlâ da emanetini iyi korumayanı sevmez. Bize en iyi, en güzel bir şekilde emanet edilen vücudumuzu alkol ve sigara gibi yıpratıcı maddelerle doldurmaya hakkımız yoktur.
Sigara ve benzeri alışkanlıkların ruhî hayatımızı yıpratıcı bir takım etkileri de vardır. Alışkanlık hâlini almış olan tutkular, insanlarda kendinden başkasını düşünmeme gibi psikolojik bir duygunun oluşmasını sağlamaktadır. İşte sigara tutkusuna sahip bir kimse, çevresindekilere zararlı olacağını düşünmeden, sırf bu tutkusunu tatmin için sigarasını içmektedir. Bu durum insanlarda “bencillik” (enâniyet) duygusunu kuvvetlendirmektedir. Bu huy ise ahlâk-ı zemîmedendir. İnsanlar arasındaki ferdî, âilevî ve toplumsal geçimsizliklerin temelinde hâkim olan duygulardan biri de bencilliktir.
Sigara ve benzeri uyuşturucu maddeler, beyin hücrelerini etkileyerek düşünmeyi, dolayısıyla sağlıklı muhakeme, karşılaştırma ve çözümleme yeteneğini zayıflatmaktadır. Çağımızın insanının her geçen gün rûhî bozukluklara sürüklenmesinin sebeplerinden biri de budur.
Sigaranın ana maddesi olan tütün, o kadar zehirli bir maddedir ki, bir paket sigarada bulunan tütünün içindeki nikotin ve zehirleyici maddeler laboratuarda damıtılarak elde edilse ve bir insana içirilse, onu bir kaç dakika içinde öldürebilecek güçtedir. Bu bakımdan bazı yörelerde görülen bir alışkanlığa da değinmekte yarar görüyorum: Bu yörelerde “tütün çiğnemek” diye bir âdet vardır. Tütünden gayet az bir miktar ağza alınarak sakız gibi çiğnenir ve tütünden çıkan öz, emilir. Bu, esrar kadar değilse de ona yakın bir keyif ve uyuşukluk verir. Beyni de bir nevi zehirler. Ölçüsü bilinmeyip fazla miktarda alındığında ise insanın ölümüne sebep olmaktadır.
Kardeşlerim, bütün bu anlatılanlar, tütünün tehlikesini ve kötülüğünü anlatmaya yeter kanaatindeyim.
Ve's-selâmü alâ men ittebea'l-Hüdâ!
(bu yazı özlenen fark ve rehber dergilerinden alıntıdır arkadaşlar)
_________________ Bülbülüm ayrı düştüm Gülümden
Zor gelir ayrılık inan ölümden
Kimseler anlamaz benim halimden
Beni Rasul'üne kavuştur Ya Rab
Beni Habibinden ayırma Ya Rab
Tarih: 27,05,2007, 18:20:47 Mesaj konusu: Şükürler olsun ki
esselamü Aleyküm kardeşlerim
Elhamdülillah.
Şükürler olsun ki 5 ay evvel bıraktım bu illet sigarayı ve Allah (cc) bu kötü alışkanlıgı bir daha bana nasib etmesin.Çok zor bırakmak ve bırakmaya çalışmak.Şu kelimeleri yazıyorum fakat inanın aklıma alınca kurtulmak bile zor geliyor düşüncesi.Neyse Allah (cc) cümle kardeşlere nasib etsin sıgarayı bırakmayı .
feyzullah kardeşin gönderdiği yazı biraz rahat yazılmış burhanefenin yazdığı sigarayı daha güzel ve daha doğru anlatmış
ben burayı geç gördüm ve yeni bi konu açarak gönderdim inşAllah (cc) bi bunu okursak çok daha güzel olur 'ümmetimin arasında çıkacak ihtilaf rahmettir' hadisi mucibince tartışarak doğrulara erelim inşAllah (cc)
bu benim gönderdiğim:
Only registred user can see link on this forum! Registred or Login on forum!
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız